|
06 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 02:40
Uyumayı beklerken düşündüğüm şeyler, bir anda yataktan kalkıp bu günceyi yazmaya teşvik etti beni. Kötü bir şey yakaladığında onu çözmek istiyorsan önce onun kötü olduğunu kabul etmen sindirmen gerekiyor. Tıpkı sigaranın bir uyuşturucu madde olduğu bağımlılık derecesinin esrarın yanında komik kaçtığı gerçeğini, bağımlı olduğumu kabul edip, önceleri savaştığım şimdi bıraktığım gibi. Tıpkı alkolik olma yolunda ilerlediğimi anlayıp ara verdiğim gibi. Yazacağım şey şu. Çok garip bir huyum var. Aslında bir çok garip huyumdan sadece bir tanesi bu. Sadece beni ilgilendiriyor. Hiç hoş bir şey değil. Bazen çok sıkıldığımda, bir şey beklediğimde, hayatım sıradanlaştığında kendime uydurduğum bir yalan var; "Şu geçsin de, sonra her şey yoluna girer." Ve böylece salıyorum. Bir bakıma her seferinde yaşlanmayı arzuluyorum farkında olmadan. (gereksiz örnek) Lise bitsin de, sonra her şey düzelir... Yaz gelsin de o zaman yoluna girer işler... İtalya'ya bir gideyim her şey farklı olacak nasılsa... İstanbul'a bir döneyim de o zaman bak gör sen... Şu okul bir bitsin de... Tatil olsun da... Okul açılsın da... İşe bir gireyim de... Askerden bir döneyim de... (/gereksiz örnek) Sonra ne olacak? Bir evleneyim de? Bir çocuk yapayım da? Sonra, ee sonra? Bir öleyim de? Çok yanlış bir huyum var. Hiç bir zaman "şu geçsin de..." felsefesi bir işe yaramadı, yaramayacak da. Her zaman, en mutlu olduğum anlar da bile, çözmem gereken sıkıntılar olacak, veya beklentilerim. Ama sadece beklemek çok salakça bir davranış. Mesela, artık 18 yaşında bir kız benim için küçük sayılabiliyor göreceli olarak. Oysa ben hala kendimi 18 civarlarında hissediyor(d)um. 20, 21, 22, neyse ama 23'e gelmişim ben. En önemli diye düşündüğüm, en bana ait geçeceğini düşündüğüm 15 seneden, 3 gitti bile. Geri kalan 12'de şu geçsin de, bu geçsin de saçmalığına kapılmayacağım. Neyse hele bir yarın olsun da... :)))) | ||
|
|
||