|
07 Şubat 2010, Pazar
saat: 23:03
Tren son yolcularını bekliyordu.Dışarda çılgın bir yağmur... Son görüşmeleri de pek iyi geçmemişti.Evden çıkarken vedalaşmamışlardı bile.Adam gelişi güzel yerleştirip valizine eşyaları çarpıp çıkmıştı kapıyı.Gözyaşları içinde izledi kadın adamı.Sırtında çantası yağmur altında hızlı adımlarla köşeyi döndü ve gözden kayboldu.Kadın hala boş caddeye bakıyordu yaşlı gözlerle.Daldı birden geçen bütün güzel zamanlar film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden.İlk tanıştıkları günü hatırladı birden nede heyecanlıydı.Ayakları yerden kesilmiş yüreği bedenine büyük gelmiş olacak ki dışında atıyordu sanki bedenin.Sonra kokusu çalındı burnuna.Sanki arkasındaydı...Derin bir nefes aldı.Aldığı nefes sevdiği adam kokuyordu.İstemeye istemeye yavaşça bıraktı nefesini...Birden büyük bir boşluk hissetti ardında büyük bir üşüme getiren.KIrmızı paltosunu giydi bir hızla...Adamın gittiği istikameti takip ederek hızla peşine düştü kadın. Gara geldiğinde son tren kalkmak üzereydi.Kondüktörün son düdüğü duyuldu ve tren yavaş yavaş hareket etmeye hızlanmaya başladı.Kadın ıslak saçları savrulurken trenin vagonları arasında koşmaya başladı...Belki uzaktan da olsa onu son kez görebilirim umuduyla.Tren hızlandı...Ve istasyonda gözden kayboldu.Kadın yağan yağmurdan daha fazla göz yaşı döktü.Ellerini koydu kırmızı paltosunun cebine. Gidecek olan kafasına koymuşsa kal denmez ona.. | ||
|
|
||