07 Şubat 2010, Pazar
saat: 23:42


ömrümden ömür gitti bu akşam...

her zamanki normallğinde seyreden bir akşamdı halbuki. çay, benim o ve film ile oyalanan biz ve balkonda hafiften ısınmış havanın tadını çıkaran sevgili kedimiz sabun...

saniyeler içinde gerçekleşti herşey. duvarı tırmalayan tırnak sesi ve hemen akabinde 4 kat aşağıdaki çakıltaşlarına düşen bir kütlenin gürültüsünü duyduktan sonra korktuğum şeyin başıma geldiğini anladım. ve 20 saniye sonra aşağıdaydım. hangi ara montumu giydim, hangi ara anahtarı cebime attım, telefonun ışığını nasıl akıl edip yanıma aldım ve o merdivenleri kaçar kaçar atlayıp aşağıya indim hiçbirini hatırlamıyorum.

o kadar çok korktum ki! biryerine bişey olmasından, hatta daha kötüsü ölmesinden korktum. eğer ölmediyse ve sakat değilse korkup kaçmasından, birdaha kedimizi göremeyecek olmaktan korktum. ailemizin bir üyesini kaybedecek olmaktan korktum.

ve oradaydı... apartmanın köşesine sinmiş, korkmuş, hatta tam anlamıyla şok olmuş bir haldeydi. beni gördüğünde resmen bir daha bırakmamak üzere kucağıma yapıştı. o karanlıkta herhangi bir sakatlığının olup olmadığını göremedim ki olsa bile bununla yüzleşmek istemiyordum. hem ne önemi vardı ki, yaşıyordu oğlumuz. bu yeterliydi...

yukarıya çıktık sonra. yaklaşık 10 dakika boyunca kendisine gelmesini bekledik. görünür herhangi bir rahatsızlığı yoktu ama çok korkmuştu. sonra kuyruğunu hareket ettiremediğini farkettik. muhtemelen poposunun üzerine düştüğünden kaynaklanıyordu.

apar topar hastaneye götürdük sonra. allahtan hayvan hastanesi burnumuzun dibinde. acilde hemen muayenesi yapıldı. kuyruk sokumunda bir zedelenme var ama omurgasında bir sorun yokmuş. ufak çaplı bir şişlik olabilir, 4-5 güne geçer dediler. muayene sırasında veterinerin ellerini parçalamasını da korkusuna verdik.

yol boyu çok sakindi ve şimdi hayatının en huzurlu uykusuna daldı.

bundan sonra balkon demirlerinde slalom yapmadan önce düşünür artık...


1 saat bize 10 yıl gibi geldi... yorgunuz...

istanbul
hosting