08 Şubat 2010, Pazartesi
saat: 18:38


aklım benden kaçmaya başladı yine en olmadık zamanda. ne kadar "olmaz, yeter artık. biraz motivasyon!" desem de kaçmasına engel olamıyorum ama çok hoşuma gidiyor usulca peşinden gidip masallarının içinde çırılçıplak yüzüşünü seyretmek. mest etmesine rağmen her seferinde, rezil bir karmaşa içinde buluyorum kendimi, parçalar halinde.

uykum geldi, ayılamıyorum.
içmeyecektim o ayranı, kaşındım resmen.

bugün yatacak bu iş, yarına sarkıtacağım başka türlü yetiştiremem zaten. sıkıştırılmaktan da nefret ediyorum.
gerginlik soğuk duş etkisi yapıyor bünyeme lakin gerilecek bir durum yok aslında.
çürütüyorum yine kendimi, bu kadar gereksiz şeylere nasıl izin veriyorum ellerini boğazıma dolamaları için..nasıl bir hazdır bu.

bunlar yetmiyormuş gibi sabahtan beri teselli vermeye çalışıyorum, aslında çalıştım ve bıraktım. sanki benim teselli edecek halim varmış gibi. ne kadar boş konuşmaya başladığımı farkedince sustum artık. zaten sakinleşmesine olanak yok şu durumda. başından beri olmayacak bu böyle diyen adam şimdi oturmuş ağlıyor..
akıt zehri, akıtmadan geçmez dedim ama..demek kolay tabi her zaman. duvarları sağlam örmüşüm yine, hissedemiyorum da. neyse, sıkıldım çok.

kovalama hayat beni bir süre, biraz daha izleyeyim şunu. izin ver.
verecek misin?

yalvartma beni..

liv'im söylüyor zaten bak, holy bond.
ayıramazsın bizi.


istanbul
hosting