08 Şubat 2010, Pazartesi
saat: 20:32


çok uzun bir gündü...

dün gece klinikten eve geldikten sonra idrarında kan olduğunu farkettim kedimizin. belki yanlış görmüşümdür diye kuruntu yapmamaya çalıştım ama sabaha kadar içim içimi yedi. kedinin sabahki idrarında da kan olduğunu gördüğümde saniye bile düşünmeden yeniden kliniğe götürdüm.

röntgendi ultrasondu derken saatler geçti. evden sabah 10 da çıkmıştık ve az önce gelebildik sonunda. sonuç: iç kanama yok! düşmekten kaynaklanan travma ile idrar kesesinde kan pıhtılaşması olmuş, ki idrarındaki kanı açıklıyor bu. kırık veya çıkık yok. iştahı da yerinde. eğer verilen ilaçlar işe yaramazsa perşembe günü sonda takılacak...

şu an birtürlü çıkamadığı sedasyonun etkisinde. olmayan kuşlara mırıldayıp olmayan canlılara pati atma girişiminde bulunmakta. az önce yetişmeseydim su kabının içinde uyuyakalıp boğulacaktı. 3 veya 4 defa kustu ama hala kendinde değil.

bir de kim bilir kaç saatten beri tuttuğu çişini yolda üzerime yaptı sağolsun.

çocuk bakmak ne demekmiş bugün öğrendim...

bir de ne şekilde olursa olsun hassas kimselerin yolu hayvan hastanesine düşmesin. bugün bir ara kendimi astım krizine girmiş bir köpeği müdahale masasında sakinleştirmeye çalışırken buldum. insan kendi derdini unutuyor acı çeken başka hayvanlar görünce... o sırada ultrason odasında uyuşmuş vaziyetteki kedimin göbeği traş ediliyordu... köpekler tarafından saldırıya uğramış minik kedi de bu akşam rüyalarımı süsleyecek eminim. zavallı şempanzeyi hatırlamak dahi istemiyorum...

berbatım bugün...

istanbul
hosting