09 Şubat 2010, Salı
saat: 22:33


Bazıları

Aynı satranç tahtası üstünde
ben çapraz ilerlerken sana
sen hep şah-mat peşinde koştun
,
rengi koyudan açığa dizilmiş piyonlarım bile nereye kaçışacağını bilmezken
sen aynı kutudan çıkartılmamışız
hatta biz hiç yan yana gelmemişiz gibi
delip geçtin kara/beyaz bir zeminde
bu oyun bitti dercesine,
kaybettiğimi haykırır gibi fısıldadın
sen şah ben mat oldum
oyun bitti!!

geriye körkütük sözlerin kaldı kulağımda
o an beni kaldırıp attı
istenmeyen bir şey,
yada üzerine dar gelen gömlek gibi
garip girdaplar dönmeye başladı hücrelerimde
per yapmıyor artık hiç bir yalnızlık beni
kabul etmiyorum işte
ayaklarımı yere vura vura ağlıyorum
evet bir çocuk gibi,
kıyasıya kendimden parçalar kopartıyorum
ve dikiyorum üzerine...

bu saatten sonra
-fikrim neyse,zikrimde sensin
,

senin yaşadığın coğrafyayı terk etmeden insan kendine yaşıyorum diyemez
bilemez elini kolunu nereye koymalı
nereye bakmalı
kimi görmeli
yan yana yazılmaması gereken harflerden oluşsada adın
susmalı

kurmamalı cümle içinde gizli cümleler
durmamalı o kör kurşunların önünde
ardına bakmadan gitmeli
karanlıklara doğru
kuytuya çeker gibi kendini
bilmediği diyardan
bilmediği bir eşikte
hangi dilde sevişeceğini unutmuş gibi
beklemeli
birbirine değmeyen raylardan
o çıkıp gelsin diye

düzen böyle
çarklar kalbin içinde döner durur
yıpranmış saman sarısı zarflarda
tüm hikaye;
yazılır
katlanır
saklanır
bilinir zaten

bazıları gitmek için gelir
sende onlardan biriydin
bir "merhaba" ile "elveda" arasında ezberlendin.


istanbul
hosting