10 Şubat 2010, Çarşamba
saat: 09:55


yemin ederim sabah sabah keyfim yerine geldi. pireler zıplıyordu suratımda ilk mutfağa gittiğimde kahvaltı için. sonra yavaş yavaş haberlere takılmaya başladım ama kulak ucuyla. daha sonra annemle babamın neye güldüğünü anlamak için televizyona dönüp baktım ve meclis görüntüleri çıktı karşıma. baktım hakikaten komik. hiç bu açıdan izlememiştim. resmen kahkahalar atıyorduk en son. çocuk gibiler resmen. sen bana onu dedin yok sen bir metre gelemezsin de yok sen kendi faşizmine bak da asfas (gerçi oradada mr. tayyip feci laf yapıştırdı bahçeliye) yok sen ilacını al efendim sen yaşladındın da vs de.
bunları bizler oraya soktuğumuza göre, zeka seviyemize ağlasak mı gülsek mi o da ayrı konu.


yazık adamcağız bir de alıngan bir de alıngan. sevgili boşbakanımız. greenpeace iş başında mecliste pankart açtı ya, bu da cevap olarak bir bez parçası ile türkiyenin nükleer santralden faydalanma hakkını provake etmek isteyenler... vıdı vıdı dedi.
provake değil provoke bu bir. bir de provoke olumsuz anlam içermez pek. türkçe bilmeden konuşması ne yazık :)

ha greenpeace in eylemine kara çalıp bez parçası diyen başbakanın gazetecilere kaprisli sevgili tribi yapması yüzünden eylemciye ettiği lafa kızamadım bile bir an. çünkü çocuk yani adam. ne dediğini bildiğini pek sanmıyorum.


ordan mesela başbakan zekasında biri çıkıp şey diyebilmeliydi belki de emine erdoğanı ağlatmak için.
efendim pankart türban üzerine mi yapılmış ki, bez parçası diyorsunuz?

öhöm.
ama sonra allahın kalbi kırılır tayyibini üzdük diye FALAN
aswaeaeazadsada
:)

ne güzel Türkiye.

istanbul
hosting