|
12 Şubat 2010, Cuma
saat: 16:00
bugün kadıköy otobüsüne biniyorum diye dalgınlıkla üsküdar otobüsüne binmişim, nasıl bir düşüncelilik haliyse dikkat etmeden atladım otobüse, güzergah saçmalamaya başlayınca farkettim yanlış otobüs olduğunu ama sonra isabet olmuş dedim ve salacak'ta inip denize karşı bankın birine oturup kahvemi yudumlayıp, sigaramla ısındım. gözlerim derin derin denizi keserken, havanın soğuk elleri o kadar berrak ve nazikti ki yanaklarıma dokundukça kendimden geçtim. tutkusuz yaşayamadığımı farkettim, yaptığım ve yapmak istediğim herşeyde tutkunun parmak izleri var. tutkuyla hareket edip acıyla besleniyorum ve tekrar tekrar arınır gibi acıyı kusuyorum içimden. başkalarının da canını acıtıyorum. kahrolası vicdanım o anlarda zincirleyerek hayata cezalandırıyor beni. ifade etmekte yetersiz kaldığım o kadar çok şey var ki, yorgunlukla ruhumu kırbaçlıyor. boynumda da pis bir ağrı, dün geceden beri başımı da yokluyor. suskunluk çöktü üzerime yine ama içimdeki susmak bilmiyor, konuşmaktan çok dinlemeye ihtiyacım var. dinliyorum..ama sıkıldım. sıkıcı fou. | ||
|
|
||