|
13 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 11:08
mehemt dayanamayıp internet faruramızı ödedi. öderken de "g..cüğüm senin için değil, çocuklar için" demeyi ihmal etmedi. ha internet faturasının kalanına da 'bir dost' el attı. onca aradan sonra internet görmemiş, köyden dün gelmiş gibi kaldık bir an başında. yani ben öyle oldum. aklıma giereceğim sayfalr bilem gelmedi. neyse işte. zor zamandayız bu aralar. hem iş yerinden, hem evden heryerden anlayacağın. bu arada iznimin ilk günü bir iş görüşmesine gittim. reklam müdürlüğü lan. müdür müdür deyince bozuyor tabii. ama yine de gittim. gözümü korkutmanın alemi yoktu, çocuklar da bekliyordu. (canlarım benim. ciğerlerim. bekliyorlar işte) görüştük ettik (şu an doğru düzgün hatırlamıyorum bile) bir saat sonra adam bir srapor isteyerek gönderdi. ben de raporu ertesi gün gönderdim. döncem ben sana, dedi. bekliyoruz bakalım. aramazlarsa o raporları kıvırıp bir taraflarına sokarım. hayal tabii... bir çare bulmak lazım, kapıların açılması lazım başka eyrlerden bişiler bişiler olması... Allahım sen büyüksün! lens aldım bu arada, iki gündür takarken en az yarım saat uğraşıyoruz yasoyla. gözüm çok kırpılıyor anacım ledne bişi gelmiyo. ama tek başına takmayı öğrenmezsem kendime saygım kalmayacak. böle pıt diye takabilmeliyim, herkes gibi. bugün daha iyiydik ama. onra işte program başlayacak, mehmet'e belli etmemeye çalışyıroum ama içimde bir kız çocuğu başını ellerine almış koşturup duruoy telaştan. fotoğraflar, açılışlar, jenerik, fragman ayyyy hepsinden sonra da kamera karşısına çıkmak. Alahım sen büyüksün! bu arada yeni hikaye dedik bakalım ne olacak. bunca işin arasında yani. bakalım bakalım. son olarak mesafe iyi gelmiyor ama bunu kimseler bilmez... | ||
|
|
||