|
13 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 15:29
çivi çiviyi söker mi sökmez mi bugün tekrar göreceğiz yılbaşında olduğu gibi. gerçi yılbaşında sahilde yürüdüğümüz süre içinde fırtınalı denizin tuzlu zerrecikleri burnumdan içeri kaçıp kendime getirmişti beni. bu akşamsa iki kadehin zararı olmaz diye düşünüyorum çünkü boğazım tahrişe teslim etmiş kendini. kadıköy yine çok kalabalık, yarın ahmakların günü olması sebebiyle daha da bir şevk var insanların üzerinde. ne kadar anlamsız.. annem de her yıl olduğu gibi kalp şeklinde pastacıklar almış bana, şaka gibi. ama afiyetle yiyorum evet, tatlıya dayanamıyorum..yerim. birazdan cem gelecek, akşama da doğru da sinan, ne zamandır birlikte takılmıyoruz. bugünün keyifle bitmesini diliyorum. ama hasta olacak gibiyim. olmamalıyım. olmamalı. evden çıkarken yağmur damlalarını koklayarak mutlu olmuştum ama yolda güneş yüzünü gösterip zorla gözümün içine girmeye çalıştıkça kafamı çevirsem de fayda etmedi, sinirlerimi bozdu. gözlüğümü de almadım neyseki şapkamın verdiği huzur var. güneş enerjimi çekiyor benim, köşe bucak kaçmak istiyorum insanlardan. anlaşılan bugün yine katlanması zor insan kıvamındayım, mayam bozuk. hayırlısı olsun, kolaylıklar diliyorum insanlara ne diyelim. neyse son sigaramı içip ortalıgı biraz toplayayım. zihnimdeki mikrop, aferin böyle devam et. | ||
|
|
||