|
16 Şubat 2010, Salı
saat: 00:31
adamın yüzünü kapının tam eşiğine geldiği anda sokak lambasının ışığı altında belli belirsiz seçeriz. sonra hafifçe geri adım atarken yüzünün silüeti tekrar karanlığa karışır, tam bu esnada bir silahı eliyle ağzına götürdüğünü görürüz ve yüz ve silah tam karanlığa karıştığı anda silahın alevi adamın ağzının içini aydınlatıverir. ölen kirilov'dur. insanın bilgisizliğine inanmaktadır. insan bilirse yola gelecektir. ve korkudan arınmalıdır insan, korku insanı özgürlüğünden alıkoymaktadır. insanların kötü olduğuna kuşku yoktur. fakat kötü olmadıklarını öğrenirlerse iyi olurlar ve böylece de dünya değişir. wajda'nın sinematografisinin bir doruk noktası olarak kabul ediyorum bu intihar sahnesini. kirilov'un karakterindeki intihar eğiliminin daha doğru bir ifadeyle intihar arzusunun gidiş gelişlerindeki ve sapmalarındaki tüm detaylar sanki o bir kaç karede netlikle ifade edilmiş gibidir. diğer taraftan insanlara iyi olduklarını öğretebilmek için diğer deyişle "kafalarını değiştirebilmek" için "kafalarını uçurmanın" gerekliliğine sert bir vurgudur bu intihar. artık devrim imkansızla eşleşmiş ve ölüm, devrim ve intihar arzusu aynı düzlemde kesişivermiştir. toplumun olmadığı bir "an"da bir toplumsal hareket mümkün değildir. toplum yoktur. | ||
|
|
||