|
17 Şubat 2010, Çarşamba
saat: 01:22
"O koca kıçını kimbilir kaçta kaldırdın!" dedi telefonumu açar açmaz. Patronumla birbirinden çok farklı zaman dilimlerinde yaşamlarımızı sürdürüyoruz malesef. Sabah aradığında henüz yeni yatmıştım ve telefonum çaldığında yaptığım tek hamle "no" tuşuna basmak oldu. "Her neyse, bitti mi işler?" sorusunu sorup en sevdiğim kısım olan sadede geldi hemen. Yanıtım onu pek memnun etmemiş olmalıydı ki dırdır etme faslına geçişi uzun sürmedi. Müşteri söyleniyormuş asıl, ona kalsa hava hoşmuş... "Senin o gerzek müşterin ödemeyi yapmışta mı bıdı bıdı ediyor?" Basit bir soruydu bu aslında. Fakat uzun bir süredir birlikte çalışıyor olmamıza rağmen ilk kez paradan bahsediyor olmam garip geldi herhalde. Yoksa bunun dışındaki tüm laf sokmalarımı, memnuniyetsizliklerimi ve patavatsızlıklarımı kabullenmişti. Bu yüzden de cevap vermek yerine paraya ihtiyacım olup olmadığını sormayı tercih etti. Yoktu. Ne bir ihtiyacım, ne de param... İhtiyacım olan, daha doğrusu istediğim tek şey; artık günlük 13 saati bulan yatak faslımı önce 15, sonra 17, hatta mümkünse 20 saate çıkarmak. Bankaya para yatırmak yerine kedimle içine sığabileceğimiz küçük bir yatak almalı. Ve yeni bir korse. Korse taktığımda acıkmadığımı farketmiştim bir aralar. Şimdi ise acıkmamak için değil, yemekle beraber verilen tuvalete gitme zorunluluğunu az da olsa ortadan kaldırmak için kullanıyorum. İşte bu sayede günümün büyük bir bölümünü yatakta geçirebiliyorum. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. İlk başlarda tahmin yürütmeye çalışmıştım aslında ama şimdi bununla da ilgilenmiyorum. Artık insanlara eskisi kadar tahammül edemediğimin bilincindeyim yalnızca ve bu bana yetiyor. Birgül'e üzülüyorum yalnızca. Tüm bu olan bitene seyirci olmak yerine sosyal hayatın içine tıkıştırmaya çalışıyor beni. Garip bir emrivakiyle alışverişe bile gittik bugün. Koşarak döndüm evime, yatağıma. Aslında günce yazasım bile yoktu, ki bir süredir yazmıyordum da. Fakat eskisi kadar istemesemde her gün belirli bir miktar çalışmak zorundayım ve şimdide dosyaların yüklenmesini beklerken sıkıldığımı farkedip birşeyler yazayım dedim. Oyalanırım hem diye de ekledim. Böyleyken böyle işte... | ||
|
|
||