18 Şubat 2010, Perşembe
saat: 18:46


arada uğraması iyi geliyor b.nin. baklavayla geldi bugün unutmamış, çocuk gibi sevindim. zaten o adama şimdi şu olsaydı da yapsaydık, etseydik, yeseydik demeyeceksin not alıyor ajandasına herşeyi. olmadı postalıyor ciddi ciddi, öyle acaip, öyle arıza ama öyle düşünceli. ne güzel. hiç değişmedi yıllardır. sonra çıktık moda havası aldık güneşin kirli yüzüne rağmen. lakin günlerdir sıkıntıyla nefes almayı unuttuğumdan olsa gerek hava çarptı, aç karnına içtiğim sigaralar da olabilir bilemiyorum başım ağrıyor sarhoş olmuşum gibi diyeceğim ama sarhoş olunca başım ağrımaz benim. inime dönünce dolapta kereviz vardı ona gömüldüm hemen, nefis.
konuştuk yine biraz, çocuk gibi dinledim bu sefer aslında. malum bu ara suskunluk pelerini geçirdim üzerime, dinlemeye ihtiyacım var demiştim. akıllı ağızları dinlemek gibisi yok, çok iyi geldi. gazı aldım alacağım.
nereden esti de hatırladım bilmiyorum, yürürken kendi kendime söyleniyordum.. şimdi ise bağıra bağıra söyleyerek bünyenin pilini şarj ediyorum. her neyse toparlanıp bir iki saate çıkarım, biraz düşünmem gerek o zamana kadar. kafa da kalmadı, yedim bitirdim nasıl olacaksa.

how could it end this way?
i thought i knew


aklıma gelmişken.. biraz daha devam ederseniz ahkamlarınızı evirerek, çevirerek zorla da olsa bir şekilde sokacağım bir tarafınıza ve bir daha sıçamayacaksınız. ağzınızı kullanabilirsiniz ya da parmaklarınızı, malum zaten onlar da sadece sıçmakta.

maybe i don't like it but i have no choice
i know that somewhere, someone hears my voice.



istanbul
hosting