20 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 00:16


Saatli bombaların alarmını kurmayı unuttum

N'olur
beni utancına sakla
ve çıkarma oradan
utanırım,karışamam el eline ben.


Kimliğini çoktan kaybetmiş zihnime düşünce sen
şuur kara sularında boğulur olurum
üstüne üstlük su seviyesi daha diz hizasındayken
çırpınır da yine sana tutunurum.
sahipsizce karışırım hayata.
vurdumduymaz bir eda ile yürürüm.gittiği yere kadar giderim...
yine aynı,dündü.
unutamadıklarımın her sabah bana saldırdığı bir sabah.
göz kapaklarıma asılı şekilde buldum seni.
gitmiştin

uyanmaya çalıştım ama uyanamadım
çünkü Saatli bombaların alarmını kurmayı unuttum,
ne iz ne bir ses
hiç kimse yoktu görgü tanığı diye kendini yazdıra bilecek,
hiç bir his yoktu gece mi gündüz mü ayırt edecek
yarı aralık kapıda parmak izin var
ki onlarda yavaş yavaş siliniyor içimde..
bilirsin
ben sevişirken ağlardım
bilirsin
hiç bir isyan senin düşünmeme karşılık gelemezdi
bilirsin
gözlerinin bir tek benim bildiğim bir okunuşu vardı
ve bil ki
sen gittikten sonra kendi insanına bile küstü tanrı,bu günahı hiç bir melek yazamaz diye
ilk başta seni sildi defterden tanrı sonrada beni
bu göz yaşına hiç bir insan katlanamaz diye..

o kadar ıslattım ki onları
göz bebeklerim yetim
göz bebeklerim sahipsiz
göz bebeklerim piç artık.
çok düşündüm vazgeçmeyi
ruhsatsız intiharlar taşıdım belimde
ama beceremedim
boş bulundum
yine kendimi kalbimden vurdum

aslında "bahanelerin" hiç suç yok
körü oynayan bizmişiz
sevişiriz zannederken
aslında dişe diş savaşmışız
birbirine sığınan iki mülteci gibi
içten içe kaybolmuşuz.

başkalarında tükenmişiz..
ve
yıllar sonra
yine düne eş değer bir sabah
tarihi geçmiş bir gazetede heba olan
o çengelli bulmacada karşı karşıya geldik
anlamsız bir kelimede birleştik
ben yukardan aşağı
sen soldan sağa okundun
ve biz tek bir harfte diri diri kesiştik
...



istanbul
hosting