20 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 16:00


masamın üzerinde bir anahtarlık ve yerde bulduğum kartvizit cüzdanı, kimse sahiplenmiyor yaklaşık bir aydır, kimse dönüp aramadı. soruyorum herkese, aldığım cevaplar "benim değil". gözüme iliştikçe kafayı yemek üzere geriliyorum, lan bunlar kimin? bilinmeyenlere sesleniyorum; bundan sonra para bırakın, unutun ya da ne halt yaparsanız yapın ama işe yarar şeyler olsun kalanlar. geçen her saniye gibi sıkıntı ve acı vermesin düşünmesi, tokum zaten yeterince.
vitamini bitirdim, almadım yenisini. hemen etkisini gösterdi yokluğu. iki düşünme işlemi akabininde hemen yoruluyorum. ama o yorgunluga ragmen uyanıyorum erkenden, bugün de uyandım sabahın bir körü, kargalara selam ettim. mal gibiyim. dün ghetto terasında barmenin getirdigi şalı hatunun biri unuttu da bana mı kakaladı lan diye kendi kendime düşünmeye basladım, niye kimsede göremedim diye aklıma takıldığı için. ben onu cok sevip eve götürdüm halbuki, battaniye gibi mübarek. birazdan d. ile sevgilisi gelecekler ama ayakta uyuyorum resmen, 1 saat önce b. ugradı yine güzel projelerimiz var, lakin endişem zaman nasıl zihnimizi sikecek bu sefer diye. bu haftaiçi planlayıp uygulamaya koyacagız. umarım yolunda gider herşey ve düşündüğümüz gibi olur. o biraz toparlayacak gibi beni, iyi motive oldum.
ekran kalibrasyonumu da düzelttik aletle, adama benzedi yine eskisi gibi sonunda, edit lerde sıçış yaratabiliyordu dipsiz karanlıgı. mükemmel oldu şimdi, yaşasın teknoloji. yeni umut kırıntıları mutsuzlugumu daha da çok besliyor. ne tuhaf ama iyi hissediyorum, gururluyum.

yolda gelirken arkamda oturan iki kızın, insanı titreten iç gıcıklayıcı sesleri ve yorgunluktan öldüren ağır konuşmaları.. tanrım hala başım ağrıyor. hangisi hangisine benzemiş bilemiyorum, yaşlar geçmiş ama aptal genç kızlık triplerini atamamışlar üzerlerinden ki kurdukları cümleler, konuştukları konular, şekerimler, hihihi leri aklı almıyor insanın. hatırladıkça irkiliyorum. normalde takmam ama bugün oldukça rahatsız oldum, çok itici.

pidecinin ısmarladıgı limonata sikti sanırım midemi, nasıl kahve içeceğim şimdi..

ne kadar boş konuşmaya başladım ben yine, tiksiniyorum kendimden. kussam atabilir miyim bünyemden bu kokuşmuş yersizliği?
yorgunluğum mallığa çevrildi.


istanbul
hosting