23 Şubat 2010, Salı
saat: 00:01


geçmiş oldum
bak nerden nereye işte,
bu dünyada miniminnacık kapkaranlık insanlar, sizin miniminnacık ama aydınlık hayatlarınız olduğunu düşünüp, size öfkelenip, arkanızdan vıdı vıdı küfrediyorlar.

hayatımda bir kez çok ama çok kızarak içimdekileri karşımdakine dökmekle kalmayıp, tanıdığı ona duyurabileceği kimi bulduysam anlattım. durmadan ahlaki değerleri tartıştığımız insanı bu konuda benimle tartışamayacak hale getirecek kadar kabul edilebilir bir kötülük yaptım, bu bir.

hayatımda bir kez sevgilisine yok yere tapıp arkadaşlık kavramını hiçe sayan ve sonradan tam bir drama kraliçesi, tam bir yeni tabirle 'emo' olduğunu anladığım, önce üzülüp, yıllar önce duyamamışım çığlıklarını diye kendime kızdığım, hakkında yazılar döşediğim hatunun teki bana sahte sahte seni seviyorum, 13 yaşında bir ergen gibiyim adeta nutuklarını döşeyince, sırf pislik olsun diye sarhoş bir halimde hiç de haz etmediğim halde yaptığım bir iş yaptım ve ona bile layık olmadığını gördüm. ama o can yakma isteği yok mu, canım o benim. bu da başka bir resmen kötülüğümdür.

hayatımda bir kaç kez, sanırım çok eskilerden kalma bu benim için, hakkımda konuştuğunu duyduğum insana tehtidkar bir biçimde düşüncelerini yüzüme anlatmasını söyledim. 'yoksa...' diyip ayrıldım.

insanların ne düşündüğünü ne takıyorsun şekerim,
insanlar diğerleri hakkında 3-15 saniyeden ötesini düşünmezler
gibi bir takım tavuk suyuna çorba cümleler beni kesmedi. ciddi anlamda beni öfkelendiren bir şeydir bu.
çok ama çok öfkelendiren. eskiden suratlarına vururdum, sonraları kötülük yaptım, iki kez, ve bu o kadar tatmin edici oldu ki, şimdi duyduklarıma sadece yuh artık diyip gülebiliyorum. çünkü o bahsettiğim iki küçük küfürbaz da pırıl pırıl insanlar gibi bana 'kötü' derken, yani bu kez arkamdan yine olumsuz bir yorum yaparken, ironik bir biçimde dürüstlerdi. Bir taraflarından bahane uydurup o cümleleri sarfedemediler, ciddi anlamda bir kötülükle karşı karşıya oldukları için bu cümleleri kurdular. Benim en baştan beri istediğim zaten dürüst olmalarıydı, çok da kafalarının basmadığı bir yolla da olsa anlattım. Asıl kırgınlığımı ve kızgınlığımı böylece geri aldım ben, hakkımda kötü de olsa 'doğruları söyleterek'.

Şimdilerde, arada geçmişi düşündüğümde, kendi blogumu açmak isterken elimin ayarını kaçırıp izlediğim eski blogları bulmak gibi, hafıza yangınında ilk kurtarılacaklar olmasalar bile bana dik durmayı öğreten 'onlar diye nitelendirilene güvensizlik ve dürüstlüğü' içime iyice kazıdıkları için pek kayda değerler.


Hayır, o küçük şekerlemelerin olduğu sepetten bir kaç renkli bonibon verebilirim, ama çok 'kız işi' bulursunuz, çünkü mutluluk pembede değil kırmızıdadır, değil mi? kadın olmaktır, ama aynı zamanda bir türlü o bile olamamaktır.

iyi geceler efendim. sağlıcakla.

istanbul
hosting