24 Şubat 2010, Çarşamba
saat: 02:47


Lodosla ayrılmış bulutun izi kalmıştı, karanlık denizin sırtında... uzakta istanbul ışıkları, yıldız yoktu, gerek de yoktu...

Mund'un resminden nasıl fırlarsa çığlık, bu kareden de sessizlik süzülürdü bence...

Hava soğuktu,soluksuz, nefessiz bir ceset gibi sessizce soğuktu. Hem trafik, kapalı ceza evi mahkumu bu şehirde, 45 dakika volta atabiliyor anca... Rüzgar arsız değildi bir de... Bağırmadı, uğuldamadı kulaklarımda... deniz, güneşle yatırmış çocukları, şıpırtı yok, kayaları dövmek yok...
Sessizdi herşey işte...

Gündüz ameliyat edilen yolda, toprak, asfalt ve kuma yapıştı topuklarımın sesi... bir ben bozdum sessizliği...

İyi geldi sessizlik...

Sabah 9 kuşuyla uyandım ben... baykuşlara yakıştırırdım çocukken, onların sanırdım o gizemli ötüşü... bir iki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz gugugukkk gugugugukkkk bir iki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz...
Değilmiş... Adı 9 kuşu değilmiş, bugün öğrendim "Puhu"ymuş adı...
9 kuşu adından daha iyi hatta bir isim bu kadar fenomenden uzak olur...

Bir şişe sessizlik, sabahında kahve niyetine Puhu kuşu

Döndüğümde apartmanın girişindeki mermerleri temizlemek için sistre matkap arası bir aletle duvarları kazıyorlardı ...

Vıyn vıyn vıyn... bitmedi tadilat, tamirat.
beynimde sessizlik tadı... vıyn vıyn vıyn...









istanbul
hosting