|
25 Şubat 2010, Perşembe
saat: 03:18
karşımda bir ben var ve ona bir görev yüklüyorum. ona, "yapar mısın?" diyorum. "yaparım" diyor gözlerime bakmadan. "gözlerime bak da söyle" dedim içimden içimdeki ben'e. sesli söyleyemiyordum çünkü ben de korkuyorum. sesli söylersem olan cesareti de gider diye. o da korkuyordu bunu duymaktan, gözlerime bakarak konusmaktan veya ondan gözlerime bakmasını istememden. o bana bakamazdı ben de ona söyleyemezdim. verdiğim işi yapmak üzere fakat yapamayacağını bile bile gider. bir yandan da giderken içinden "belki yaparım" diyordu. cebinde küçük bir umut yola koyuldu. çok geçmeden bana geri geldi. "bunu benim yapmamı istediğine emin misin?" dedi. "evet yaparsın sen" dedim ve içimden aynı anda "umarım" diyordum.ben de cebime küçük bir ümit alıp onu takip etmeye başladım. yapacağından eminmiş gibi ilerliyordu ve etraftakiler onun için "evet yapar" diyordu. ben bile şaşırdım hatta durumu bilmeme rağmen "evet, yapacak gibi" diyordum. ama hayır yapamaz bu şekilde olmaz. birşeyler eksik gidiyordu. ona yanında götürmesi için birşey vermeyi unutmuştum. düşünüyorum düşünüyorum... uzun zamandır düşünüyordum. ve bugün buldum. cesaret veremedim ki ben ona. nasıl yolladım onu cesaretsiz bu yola ben? ama onun cesaeti vardı yürekliydi korkusuzdu... hemen koştum ardından yetiştim ona. "gözlerime bak!" dedim. zorla da olsa kafasını kaldırıp gözlerimin içine dikti gözlerini. gözleriyle bana "evet dinliyorum seni. hazırım duymaya söyle!" dedi. "yapabilecek misin?" dedim. "sanırım hayır" dedi. buna ihtiyacım vardı yapabilmeliydi yapmayı denemeliydi hatta bu görevi başarıyla tamamlamalı. ona durumu anlattım "çok ihtiyacım var yapmalısın. bunu benim için bizim için kendin için yapmalısın" dedim. ardından ona "sana bunu verirsem bu işi yapabileceğinden eminim" dedim. o herkesin bildiği ama aslında herzaman uygulamadığı o formülü eline tutuşturdum. eline baktı gözleri eski parlıklığındaydı artık. tekrar baktı o da çok şaşırmıştı bu duruma.ellerinde CESARETi görmeyi beklerken ellerinde ÇABA vardı. şaşırdı. bu tıpkı tarifi zor bir yemeğin konulması unutulmuş baharatıydı. bana baktı ve tekrar gözlerini gözlerime dikti. "kendinden emin bir şekilde ve gülümseyerek "yapacağım" dedi. ve hızlı bir şekilde gözden kayboldu gitti. | ||
|
|
||