|
25 Şubat 2010, Perşembe
saat: 08:44
dün gece hayatımın nerdeyse en gerçekçi rüyasını gördüm. ilk defa böyle birşey oluyor. uyandığımda "aman tanrım rüyaymış" dedim. günce anlatayım sana da hep kalsın burda. bir arkadaşımla geziyoruz. ben arkadaşıma gidicem sende gel diyor. "ne işim var ya orda tanımıyorum kimseyi, hem napcaz evde geziyoruz işte" diyorum. "ya gidelim işte nolcak" diyor. ikna oluyorum. arkadaşına gidiyoruz. içeri giriyoruz falan. ama herşey sanki gerçekten yaşanırmışçasıan işliyor saniye saniye. kare atlamadan. içeri bir giriyorum. ana o ne! çakıl oturuyor içerde. konuşuyorlar falan beni görüyor duraksıyor. ama bozuntuyada vermiyor. tanışma faslı vs. geçiyor. çocuk çakıla tayfun ne yapio diye soruyor. "iyi" gibi bi cevap verip geçiştiriyor. anlıyorum ki sevgilisi var. bi duruluyorum. neyse muhabbet bitio parka gidiyoruz arkadaşımla. parkta otururken çakılı tanıdığımı, aramıza olanları anlatıyorum. bi garip oluyorum. arkadaşımda sarılıp, öpüyo beni. tam o sırada çakıl bize doğru geldiğini fark ediyorum ama kızın beni, öperken görünce arkasını dönüp koşmaya başlio. arkadaşıma "benim acil eve gitmem lazım, 1 saat sora tekrar buluşsak olur mu" diye soruyorum. "peşinden gideceksin di mi?" diye soruyor. "vazgeçemiyorum." diyip koşmaya başlıyorum. telefon kulubesine giriyor çakıl. kart takmadan ahizeyi kaldırıp kafasına göre numaralar giriyor. o sırada arkasından yaklaşıp sarılıyorum. "alo" diyorum.. "alo..alo.. orda mısınız?.. çakıl sen misin?" diyorum dönüp arkasını bana bakıyor. gülümsüyor o eski günlerde ki gibi.. telefonu kapatıyor, yürümeye başlıyoruz. elimden tutuyor. "özür dilerim" diyor. elimi tuttuğu için. "özür dileme, ben bunun için geldim zaten" diyorum. gülüyoruz. ve orda uyanıyorum.. uyandığımda içimde garip bi his kalıyor... nerden çıkıp geldin ki rüyama, hemde böyle gerçi bir şekilde diye soruyorum kendime... izi kalmış tek insana: umarım mutlusundur.. | ||
|
|
||