|
25 Şubat 2010, Perşembe
saat: 14:43
Ev arkadaşlarım hakkında bir şey yazmış mıydım? Hemen yazayım.Hepsi birbirinden bin beter moronlar. Moron No.3 Aynı zamanda kuzenim, çocukluk arkadaşım... Seneler sonra üniversite dolayısıyla rast geldik. İtalya'ya gitmeden önce ben başka evde, başka insanlarla kalırken, o biz arada sırada misafirliğe geliyordu. Arkadaş ortamlarında beraber hahara kikiri yapıyor, kah gülüyor, kah eğleniyorduk. Dışarıdan normal bir insana benzediği günlerin ardından, evsiz olduğunu bilip, yanıma gelmesi için haber verdim. Kafama sıçayım. Çok pişmanım. Başlıyoruz Bir insan tam 1 saat tuvalet yapar mı? Çok afedersin günce, aynaya bakmak falan demiyorum, tam tamına 1 saat sıçıyor. Birinin çişi gelmiş, elini yıkayacakmış hak getire. Laptop ile tuvalete girip bir yabancı dizi bölümünün tamamını izlemesi normal mi acaba? Yoksa ben mi deliriyorum. Elektrikli -bildiğimiz ihlas- şofben ile 40 dakika duş almasına ne diyeceksin günce? Alet bilmem kaç bin Watt elektrik harcıyor. Sonra olan şu, ben bütün evin ampullerini ekonomik yaptım, gelip -arada sırada balkonun ışığını açık unutuyorum diye- odamı kontrol ediyor. Sonra en olmadık yerde laf söylüyor. Ulan ampülleri değiştirdim elektrik faturası 3te 1 düştü, allahsız. Ben tuvaletteyken odama girip lambiderin fişini çekip, tavan lambasını açacak kadar yüzsüz. Laf söylemeye başladın mı durdur durdurabilirsen. En mutlu, en sakin halinde bile, laf üzerine laf söyleyip delirtiyor. Tamam ben normal dışı bir insanım, götümden uyduruyorum diyelim. Eski ev arkadaşı şöyle uyardı dün; "Bahadır'la laf dalaşına girme, sabaha kadar bir şeyler söyleyebilir." Bitti mi, hayır. Hani bu kadar şey üst üste gelince batarmış derler ya, belki de... Playstation oynarken, maç izlerken, bir bardak düşer gibi olduğunda, en basit bir olay da "ayyyt, öyttt" diye bağırıyor. Hayır, anırıyor. Bir de aynı şekilde şöyle küfürleri var, "götün amcığı" , "amın siki", "malın dölü". Yaşamayan bilemez ne kadar sinir bozucu olduğunu. Umarım ben bu satırları bir gün okurken, ben de unutmuş, hatırlayamıyor olurum. Yemek yerken ağzını şapırdatıyor. Uzun kıvırcık saçları var ama aynı zamanda kellik başlamış durumda, evde köpek beslesek bu kadar kıl olmazdı etrafta. Ve hiç bir zaman kendi kıllarını temizleme ihtiyacı hissetmiyor. (iyi bir insan olması tüm bu anlattıklarımı bertaraf etmiyor. Ben de iyi insanım ne olacak?) Moron No.2 Bay Bora. Seneler önce gel,git yaz okulunda tanıştık. Benden 4 yaş büyük. Okuldaki 7. senesi, seneye 8 olacak, lakin ben mezun olup gittiğim için görmeyeceğim. İlk tanıştığımız zamanlar seviyeli, havadan sudan, dersten, okuldan, muhabbet ediyorduk. İtalya'dan döndüğümde, yaz okulunda, bir sene birbirini görmemiş, hiç haber dahi almamış iki insan olarak sohbet ettik. O sıralarda birlikte eve çıkmayı planladığım kızla işler istediğim gibi gitmiyordu. Konu bir şekilde onların evinin boşaldığına geldi, kira ucuz, merkezde... Okulun açılmasına az kalmış... Hadi dedik. Öyle çıktık bu eve. Sonra mı? Hiç bir zaman temizlik yapmıyor. 6 aydır evin kendi odası dışında herhangi bir yerine "temizlik" adı altında bir müdahale ettiğini görmedim. Kendi odasına da, bir kere, biz topluca evi temizlerken. Deli gibi bulaşık çıkarıp, bırakıyor. Bir keresinde, meyve, sebze sıkacağında, posalarını bırakıp, 2,3 gün sonra tüm evin kokmasına sebep oldu. Hobi olarak canı sıkılınca duvara çakmak fırlatıp patlatıyor. (Tabi ki, parçaları toplamıyor da, bunu duvara çakmak fırlatmak yanında yazmaya gerek var mı?) Oturup iki kelime muhabbet edilebiliyor, evet... Lakin bir müddet sonra muhabbet şöyle bir hal alıyor,"kız amına hıyar sokmuş, götünü delmişler, pipisini koparıyorlarmış, annesini ellemiş" ve ben bundan tiksiniyorum. Bildiğin tiksiniyorum. Bir zamanlar saçma sapan el şakaları yapıyordu. Bir süredir yapmıyor. Ama "Boxer'ımı tanga gibi yapıp yatağına otururum" demişliği var. Ve kesinlikle yapardı. (1984 doğumlu) Bulaşık bıraktığını söylemiş miydim? Bulaşık bırakmıyor. Bulaşıkların kendini imha ettiğine inanıyor olmasından korkuyorum. Defalarca uyardım, rica ettim. Olmadı. Moron no.3 Bora ile tanıştıktan sonra tanıştık. Eve çıkmadan önce bir geçmişim olmayan ilk, tek ve son arkadaşım olacak. (Yurtdışındakiler hariç) 1985 doğumlu lakin amcam yaşında gösteriyor. Amcam gibi davranıyor. Saçları dökülmüş, şişko, tembel bir tip. Hayır, ben artık kendime haksızlık edip tembel demeyeceğim, o denli diyorum. Evdeki İstanbullu olmayan tek insan. Karabüklü. Çok iyi kalpli, paylaşımcı bir insan. Detaylı tanımladım çünkü bu satırları okuduğumda hatırlamak için bu betimlemelere ihtiyaç duyarım umarım. Bulaşık yıkamıyor. Boranın aksine yıkadığını iddia ediyor. Tuzluğu odasında tutuyor. Her akşam içiyor. İçtiğinde çekilmez bir sohbet anlayışı var. Dahası sarıyor. İçmediğinde anlattığı şeylerin yüzde 99'u azıcık bile ilgimi çekmiyor. Her seferinde kibarlık olsun diye dinlemek zorunda kalıyorum. Temizlik yapmıyor. Televizyon dizilerindeki karakterleri taklit etmek hobileri arasında. Recep İvedik, Burhan Altıntop favorileri. Dizilerde izlediği şeylere inanıyor. En azından, çok etkileniyor. Isırılmış bir poğaçayı tabağın içinde dolaba koyup, gece alıp yedikten sonra boş tabağın dolapta kalmasından tam 1 hafta rahatsız olmuyor. 1 hafta sonunda, ben bulaşık yıkarken, benim orada hiç bulaşığım yok diyebiliyor. Karşılığında 12 parça bulaşık setini gösteriyorum. Utanıyor. Poğaça tabağı da dahil. 1 hafta sonra ben asla bulaşık bırakmam diyebiliyor yeniden. Bulaşık bırakmamasının nedeni olarak o an yıkamayacağı bulaşıkları odasında tuttuğunu anlatıyor. Ve masasının üzerinde duran bir sürü bardak, tabak, çatal, bıçakla övünüyor. Bütün evin koktuğunun farkında değil tabi ki. Odasını havalandırmıyor. Bu yüzden garip bir koku oluyor evde. Her hafta döndüğümde Berkay'ın odasının kokusu gitsin diye havalandırmam gerekiyor. Bir şeyle meşgul olduğumda, inatla başka bir şey anlatmaya çalışıyor. Anlattığı şey her zamanki gibi son derece gereksiz ve saçma. (Ezel dizisinin dayısının bilmem ne lafı, ya da hafta sonu 1 litre viskiyi iki kişi içmiş olması gibi...) Geçenlerde yönetici geldi. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Anlatayım hemen. Gece bir çocuk bir kızı çıplak ayakla kovalamış. Olay bu. İçeriğini inan bilmiyorum günce. Çocuk sarışın, top sakallı ve uzun saçlıymış. Olayın olduğu gece, 1 bizim evde kız yoktu 2 bizim evde sarışın biri yok, 3 uzun saçlı bahadır var erkenden uyudu 4 kendisinden başka kimse top sakallı değil. Yönetici kadın sürekli suçlar vaziyette sorular soruyor. Berkay da şaşırıp: "Allah allah, sen öyle bir şey gördün mü? Kim olmuş olabilir. Sen değilsin. Bahadır uyuyordu..." diyor bana. Ben tüm gece ayaktaydım bizden değil deyip göndermeye çalışıyorum. Hala yönetici kadınla kafa kafaya verip olayı aydınlatmaya çalışıyorlar. Kadın sizden şüpheleniyorum diyor, dedektif edasıyla. Ben gidiyorum. Onlar soruşturmaya devam ediyorlar. Yönetici kömür için senet yapmamızı istiyor. Evden birinden fotokopi istiyor. Ben vermek istemiyorum. Bu yüzden vermiyorum. Kadın her geldiğinde vereceğiz diyen ben oluyorum şans eseri. Sonra bir gün kadın gelip bana "kaypak" gibi bir laf ediyor, ya da "yamuk"... Ben kuduruyorum. Altı üstü bir yönetici, böyle bir laf edemez. Yine de kadının yaşı var susuyorum. Sonra Berkay kadına bir de haklısınız diyor. Çok cahil. Görecelidir aslında bu kelime. Kime göre cahil, neye göre cahil. Böyle etiketlemeyi sevmesem de, bana göre cahil. Hayattan umudunu kesmiş durumda. Hiç bir beklentisi yok. Bomboş içi. Devamlı yiyip, içip, sıçıyor. Ben hayatımın belirli bir döneminde böyle yaşadığımda depresyona giriyorum, zaman boşa akıyor diye. Kanki, ajan, genç gibi iğren hitaplar kullanıyor. Evde sürekli kalan bir tek o var. Buraya kız arkadaşı geliyor, arkadaşları geliyor. Ben üç gün kalıyorum. Tuvaletin pisliğinden utanıyorum. Mutfağa arkadaşlarımı sokmamaya çalışıyorum. O bokun içinde yaşıyor. Ben her seferinde lanet olsun deyip kaçıyorum. Rahatladım biraz. Eski ev arkadaşlarım çok iyiydi. Ev arkadaşı değil, arkadaştık çünkü. Anlaşıyor, anlıyor, anlatıyorduk. Eğleniyorduk. Sosyal insanlardık. Arkadaşlarımız vardı. Kız arkadaşlarımız vardı. "Am göt sik yarrak" muhabbeti asla yapmıyorduk. Ufak tefek tatsızlıklar hemen bitiyordu. Ev temizdi. Ev güzeldi. Kimse kimseye karışmıyordu. Kimse kimseden kopmuyordu. O zaman farkında değildim, her ev arkadaşlığı öyledir sanıyordum lakin çok nadir rastlanan bir durummuş bizimkisi. 2,3 ay kaldı. Sadece 2,3 ay... | ||
|
|
||