|
27 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 11:54
Altmetin: "Sizi seviyorum demekten korkuyor olabilirim. Olabilirim değil, korkuyorum, söylediğim anda her şeyin bozulmasından korkuyorum, o yüzden her şeyin tersini söylüyorum. Diyorsunuz ya savunma mekanizmaları, diyorsunuz ya zayıf haller, evet, aslında zayıf hallerimden de korkuyorum. Ettiğiniz iltifatlardan da korkuyorum, bir şekilde bir gün öyle olmadığını anlarsınız diye. Tanımıyorsunuz diyorum ya, kafanızda oluşturduğunuza ne kadar uyuyorum gerçekte, onu bilmiyorum. Ama işte o noktada, ben bunları söylemeden, siz beni tanımak istediğinizi söylüyorsunuz. Ben bitiyorum. Hiçbir şey söyleyemiyorum. Zaten hep bunu yapıyorsunuz. Ben sizi ne kadar özlediğimi, nasıl hep yanımda olun istediğimi, size ne kadar korkutucu bir şekilde bağlanmaya başladığımı söyleyemiyorum, fakat siz bana duymak isteyebileceğim, ve hatta hep duymak isteyip de hiç duyamayınca beklentilerimi körelttiğim şeyleri söylüyorsunuz. Sarıldığıma bakmayın, daha da çok korkuyorum o zaman. Bir şey demeye, eklemeye korkuyorum. Mutlu oldukça daha çok korkuyorum. Mutlu ettikçe daha çok korkuyorum. 5-10 saniyelik anlar var, kendimle konuşuyor gibi hissettiğim. Sanki kendimi karşıma koymuşum, fikrini almışım gibi. Her 5-10 saniyelik anda sarsılıyorum, ulan? diyorum, konuşmak isteyip susuyorum. İşte o yüzden "Ali Beey?.." diyorum, çünkü önümde istediğim her şey var, ama sahiplenmeye korkuyorum. Sahiplendiğim an elimden hoop diye kayıp gitmesinden korkuyorum. Ama Ali Bey dersem, hem sizi ne kadar sevdiğimi, hem o an ne kadar mutlu olduğumu, hem hayatıma ne kadar girdiğinizi, hem nasıl bir huzur verdiğinizi bunların hiçbirini söylemeden anlatabiliyorum. İki kelimeye hepsini sığdırıyorum. Bazen başka şeyler de sığdırıyorum. Bazen bazı anlamları atıyorum. Ama sormuştunuz ya bu Ali Bey'in alt metnini, işte budur efenim." | ||
|
|
||