28 Şubat 2010, Pazar
saat: 21:21


seni seviyorum günce. blog denen şeyden biskim anlamıyorum. ısınamıyorum, takip etmek bayıyor, edilme korkusu yaşıyorum. burada inzivaya çekilme şansımın olduğunu hissediyorum, bilmiyorum. seni seviyorum günce.

üç dört gündür babam burada bendeydi. erdem gelemedi o yüzden bu haftasonu. tee önümüzdeki hafta içi bir ara gelecek. çoğözledim günce. inanılmaz özledim.

ödevler felaket bayıyor. gereksiz gereksiz şeyler yapmaktan bıktım resmen. okuldan soğutuyorlar haberleri yok. ilkokul gibiyiz. makasla değil de peyintte fotoşokta pikasada filan kesiyoruz fotoğrafları. kartona değil de sidiye yapıştırıyoruz. peki bunun bana not dışında, olması gerektiği yönde katkısı ne? hiçlik günce. simit bile değil. bıktım aptal saptal ödevlerinden ve sıkıntılarından. okula gidesim yok artık resmen. hangi gün okula gitsem ağızlarında yeni bi "ödev" bi "proje" lafı. diğerleri bitmeden. bitmiyor anasını satayım. bunalttılar. sadece beni de değil, bir sürü kişiyi.

sıkıldıkça noktaya basıyorum. evet. sıkkınım biraz. kendimi sıka sıka bir hal oldum. ama cidden çok meraklı değilim günce. zıpır bi insan olmayı ben de isterdim. olmuyore.

evimi, burada kimsenin bana karışmayışını, sessizliğini, serinliğini seviyorum. dışındaki demirleri de çok seviyorum. her tür tehlikeden korunuyor gibiyim burada. erdem ve defne ve ipek ve seda dışında, belki annem babam ablam dışında kimseye ihtiyacım yok. azıcık beyni yerine gelince defneyle işim kalır mı bilmiyorum. şimdilik seviyorum onu. ama sanki bu böyle devam edecek gibi. inanılmaz güzel bir şey. onu da çoğözledim lan, bebeyim benim.

iştahım yok pek. pizza söyledim bitiremedim. ikincisini tabiyki, çok acınacak durumda değilim.

-tam bu sırada ipek bizden köşe bucak sakladığı blog adresini şeyettirdi, eheh, blog sevmiyorum-

muhakkak ödevlerim vardır benim. onlara az bakayım günce. öbdüm çok.



istanbul
hosting