|
28 Şubat 2010, Pazar
saat: 22:46
Bugün Asena'ya gittim. Aslında önce Ece'yi aramıştım. Her ne kadar, iki gün öncebdurup dururken mesaj atıp demediğini bırakmasa da, bir geri dönüp olayı anlamak gerekliydi. Tahmin ettiğim gibi, bana, "kahve içmeye götür beni?" gibi garip bir teklif yapıp, benim de reddettiğim için olmuştu her şey. Bulaşalım gönlünü alırım dedim ama bu sefer o müsait değildi. Tabi işime de geldi, durum en çocukça hesapla eşitlendi. Ardından Asena'yı aradım. Zaman öldürmekten ziyade gerçekten onu görmek istediğim içindi. Gittiğime de değdi. Eskisi gibi çocuksu değil artık. İki lafın bacağını kırabildik, ki bu sıralar ihtiyacım olan birincil şeydi bu. Çok güzel bir kız değil Asena. Ama ben çok beğeniyorum onu. Gözlerini çok beğeniyorum. Bakınca mutlu olduğum gözleri var. Sevgili adayım olabilir mi? Hayır, ama birlikte zaman geçirmekten keyif alıyorum. Feyza'dan farklı olarak, o kadar masum değil bu keyif. Biraz fiziksel bir çekim de var. Bir de Ferhunde ile konuşuyorum bu aralar. Haftaya Cumartesi kurstan sonra Kumburgaz'a kaçma ihtimalimiz var. Aynı şekilde Merve ile de mesajlaşıyorum. Aranıyorum sanırım. Bu aralar, Bir boşluk var kapamak istediğim sanki. Bazen böyle oluyor. Eskiden de böyle günceler yazmışım. Sanırım bu benim hayatımda bir periyot. Çok ofansif oynuyorum bu aralar. Öte yandan bugünün gerçek olarak kayda geçmesi gereken kısmını anlatayım günce, not al. Dedem. Dünyada en çok sevdiğim insanlardan biri. Annem, babam neyse benim için dedem de odur. Dizinden ameliyat oldu. Bugünün onun yanına gittim. 4,5 saat baş başa kaldık. Belki de uzun bir aradan sonra ilk defa dede torun oturduk. Çok duygulandım. Beni annem babam kadar dedem de büyüttü. Benim dedem 1923 doğumlu, Cumhuriyetle yaşıt. Hala şükürler olsun turp gibi. Hala zeki, hala ahlaklı ve hala kalbi sevgiyle dolu. Hiç bir zaman hakkını ödeyemem, imkansız. Her gün öğle tenefüsümde okula gelip bana yemek getirirdi dedem. Hiç üşenmeden. Annem, babam ilgilenip bir kere gelmediler. Hatta bilmedikleri için engel oldular. Ama dedem geldi beni izlemeye Eyüpspor'un toprak sahalarında. Belki sadece o azıcık futboldan anlayan dedem en çok bildi ne kadar yetenekli bir kaleci olduğumu. Öylece yanı başında otururken, bu düşünceler işgal etti yer yer beynimi. Ağlamaklı oldum. Ama tuttum. Çünkü o hala gülüyor. 87 yaşında ameliyattan çıkıp, hastahane odasında hayata gülüyor. Seni seviyorum dede. Biliyorum, yakın zaman sonra hayatımda olmayacaksın bunu düşünmek bile beni üzüyor. Ama yaşadığımız her şeyi, her zaman hatırlayacağım. | ||
|
|
||