|
02 Mart 2010, Salı
saat: 13:46
sevgili sevgili, bu gün yokluğunun ikinci günü. eğer ben her günü böyle sayarsam işimiz iş haberin olsun. ama şöyle de bir gerçek var ki benim bu yazdıklarımdan senin haberin olmadığına göre benim işim iş yalnızca... az evvel seninle konuştuk. yok bu kez sen aradın. sesinden anladım beni ne kadar özlediğini. sonra o masada o arkadaşlarla oturduk. hani senin de arkadaşın olanlarla. o masada, geçen yaz senin adını kazıdığın masada. hala kocaman duruyor ismin. gözüm takıldı sonra da etraftakileri duyamamaya başladım. o sıcacık yaza gittim bi an. ahh ne çok özledim seni. bi bilsen... herkes beni tesellide. suratım çökükmüş, extra agresifmişim bir de ki ben bunların farkında değilim. inadına sanki böyle bir süsleniyorum da öyle geliyorum işe. anlamasın kimse yokluğunun bende açtığı koca boşluğu diye. o boşluğun etrafında ayağımdaki incecik topuklularla yürürken aşağı düşmemek için ne kadar çabaladığımı anlamasınlar diye. halbuki bi sen severdin beni böyle yüksek, ince topuklarla da kimse bilmezdi. ama sen burdayken de inadına düz taban giyerdim ya. şimdi sen gittin diye sanki sana acı çektirebilirmişim gibi. sanki her adımımda o topuklar senin bi tarafına batıyormuş gibi, batabilirmiş gibi... ah be sevgili, daha ikinci günden bu hale geldiysem ben ne olacak sonra hallerim?... sonra ben aradım seni. az bi cesaretle neler olabilirdi halbuki hayatımızda dedim. sen anlamadın ya da her zamanki gibi anlamazlığa geldin. işine gelmeyeni hemen gözardı ettin her zamanki alışkanlığın, tavrınla... o zaman sana biraz cesaret diliyorum dedin. ve yine kırdın beni. işin kötü yanı bi gün gelicek ve sen bu günlerde bulamadığın o cesaretinle gelip karşıma dikileceksin. ama bu kez ben bitmiş olacağım. ve hiç bir şey yapmadan birbirimize bakakalacağız... işin en acı yanı öyle eminimki bu olacaklardan şimdimize acıyorum. kaçırdığımızı her ana acıyorum... potansiyeller diyarında kendimize bir tane bile sığınak bulamamış olmamıza acıyorum. ahh sevgili, bir süre sonra alışacağım di mi? hem öyle bir alışacağım ki normal olan bu olacak. yokluğun varlığının üstüne öyle bir oturacak ki sen ben kimse engel olamayacak. ve ben bi gün seni sevmeyi bırakacağım. özlemeyi bitireceğim. zira öyle çok özleyeceğim ki seni artık içimdeki tüm özlemlerimi tüketeceğim. sayende... sayende ne çok şey oldu hayatımda. ne çok şey öğrendim de kontrol edemedim. kontrolsüzlüğümün tadına varmayı bile öğrendim ya daha ne olsun di mi? ah sevgili, "sevgili" olmayı bile beceremedik ya... beceremeden gittik bittik ya daha ne olsun... "you may be a sinner, but your innocence is mine" muse - undisclosed desires | ||
|
|
||