|
03 Mart 2010, Çarşamba
saat: 23:16
yeni yıkanmış, tanıdık kokulara bulanmış, ütüsüne darılmış, bir çarşaftı aşkın acısı, az önce güneşin koynundanda, sessiz bir türkü dilindeyken daha bir tenha, uyanırken bir kafein telaşıyla daha bir pişman, katlanırdı herzamanki gibi, kurumuş dudaklarında dökülen üç beç sözcük ellerinin kirinde bir yokuş,inişinden muzdarip, savrulmuş bir hikayeydi işte, ikindi rüzgarlarının dert ortağı hikayesine heves tohumlarını ektiren, usanmış bir pamuk yalnızlığıydı şimdi evi, yıkanmış gözyaşlarının ırmağında, arınmak istercesine kendini yakmış, savrulmuş bir çarşaf kırığıydı işte elindeki arta kalan sanıkları... hani kimilerinin aşk dediği... yalın bir çarşaf yalınlığıydı düpedüz yanılgısı, sırtını yaslayıp herdefasında arta kalan yanıkları... artı yeter demesine sanırım ramak kalmıştı... | ||
|
|
||