|
06 Mart 2010, Cumartesi
saat: 16:10
Perşembe günü öyle sevimli insanlarla akrşılaştım ki şansım epey bi süre yaver gider kesin! son derece yakışıklı, aklı başında, olgun görüntüsünün altında bir yalancı, bir çirrkef yatan çok sevgili patronum Cem bey siyasetci işte ne beklersin, dükkana sabahtan gelip akşama kadar boş boş oturan biricik aylak insan arkamdan "besili camış" diye konuşan kroların şahı Güney ve bak bu kısım çok önemli... Günlerce o benim olacak o benim olacak diye bi taraflarmı yırttığım herif kişisi BURAK! burun buruna geldiğimizde öyle feeci görmezden geldimki... Basım geçiyordum yanından ama ısrarla parmak şıklata şıklata en az 50 kere hişt hişt hişt hişt diyince sadece döndüm bu ne dalgınlık dedi merhaba dedim geçtim. Dönüşte hoop bir daha nasıl iyi geldi anlatamam. insanlarda ki yüzsüzlük derecesi o kadar vahim ki şaşıyorum. Burak geçmişini özetleyin unutmuşsundur. Aylardan kasım Burak bey konuşmamız lazım diye mesaj atıyor bana, bende onu arayıp konuşalım diyorum telefonda olmaz yüz yüze konuşmamız lazım diyor. Bende peki o zaman müsait zamanında sen beni çağır ben gelirdim diyorum. Tamam haber vericem diyor.... Ve ta ki 4 mart 2010 daki karşılaşmaya kadar ondan ne ses, nede görüntü alabiliyorum :D ki biliyosun onun yüzünden gitmiyorum aym ye çokda haklıymışım annemin zoruyla gittim. o aşağıda ben üsteki tuvalete giriyim dedim. Aklımı sikiyim. Ben iyi şeylerden ziyade tüm pislikleri çektiğimi bilsemde ara sıra unutmamam lazım. Bu arada baktımda en son günceyi 1 martda yazmışım. Neden böyle olduğu konusudan bir fikrim yok ama böyle devam edeceği konusunda bir hissim var.. Hoşçakal | ||
|
|
||