08 Mart 2010, Pazartesi
saat: 23:11



şubatın yirmidokuz çektiği yılların ayak izleriydi taşıdığı,
kadife kanatlı,şarap kırmızı şarkıydı adı o vakit,
hani düşer gibi dudaklarının yamaçlarından,
kulakların dil değmemiş küfürbaz hoyrat kıyılarına,

emanet bir ıslıktı fısıltılar..
yetim kalmış bir notaydı tekrarlanan
asiliğin eş anlamlısı,
mor ve siyah...
umut ve isyan...
sızlardı kabuk tutan yalnızlıkların define haritalarında,

sarılışların sukunetinden nefessiz cümleler ürerdi illegal,
tutup dolaylı dolaysız sorgulardı dört yapraklı yoncasının iskambil çığlıklarını,
edilgen bir çatı katının belirsiz çehresinde, yazılar yazardı,
fiilden türemiş sıfatsız simalara,
sıyrılmış bir yaşam kıvrığıydı önsöz..
özü sözü bir insan sürüsüydü temenniler..
Aristo'ya küs Diyojen'e yenik
özünü yitirmekten korkak, kalu bela sırlarında yitik,
yudum yudum ağlardı gece kavuşana dek
gün görmemiş memleket sıcaklarına hasret...
köze dönmüş bir ateşti avuçlarında beslenen..
öze ne gerek...
der gibi sonlandı kadife şarkı...
dudaklarında...
biraz şarap,biraz melek...!



istanbul
hosting