|
09 Mart 2010, Salı
saat: 15:22
sevgili sevgili, aslında artık sana böyle seslenmek istemiyorum. ama bir süre daha idare edebiliriz sanırım zira hala sendeyim... an oluyor seni neden sevdiğimi hatılamaya çalışıyorum. ya da senin neyini sevdiğimi... sonra aklıma o komik kahkahan geliyor. önümden salına salına yürüyüşün. o kendine hakim, küçükleri de büyükleri de tüm dağları ben yarattım yürüyüşün. sonra böyle aptal kediler gibi bakışın. filan diye daha da saçmalayabilir, romantikliğin bokunu çıkarabilirim. ki durmayı yeğliyorum. yokluğuna alışmaya başladım. yani sanırım. yani bu konuda kendimi de ciddi anlamda kandırıyor da olabilirim ancak emin olamıyorum. bu gün yokluğunun dokuzuncu günü. günleri saymanın bir kolay yolunu buldum zira bir martla başladığı için bu gün ayın kaçı olduğuna bakmam yetiyor. sen şimdi karlı dağların tepesinde kaykaycılık oynarken buralar pek bi soğuk pek bi çıplak kaldı haberin yok. dün gece aradığında ne söyleyeceğimi bilemedim zira sanırım artık hiç konuşmamalıyım senle ama bu kararı ne zaman uygulamaya başlarım ondan da emin değilim. gerçi şöyle bir gelişme var ki en azından ben aramıyorum seni. bunun üstüne senin her fırsatta beni araman da çılgınca bir zevk vermiyor değil bana. egom şiştikçe şişiyor elbette. ama canım da acımaya devam ediyor. insanlar elbette ki seni sormaya devam ediyorlar. ve elbette bana soruyorlar. seninle ilgili haberleri bilen kişi olmakta ayrıca güzel elbette. ama bu da acı veriyor. arandığında telefonuna cevap vereceğin tek kişi olduğumu bilmekte ama bu da acı. ayhh! seninle ilgili olan her şey hem şahane, hem çok çok acı. biri birinden ayrı olmuyor işte. özledim ama seni. burda yanımda olsan ne yapardım ne olurdu hiç bi fikrim yok ama özledim işte seni. bu kadar basit. özledim... bu gün ilk kez sensiz yaptım o aptal raporu. hani şu hep birlikte yaptığımızı. bi garipti elbet. senden aldığım notlara bakarak yaptım zira artık tek başımayım... yine saçma geldi. işte hayatın bu şakaları bu tutarsızlığı. gösterip elletmemesi, elletip sarıltmaması, tadına baktırıp yedirtmemesi filan. saçma. yapmak istemiyorum ama. yani seninle yaptığım şeyleri ne tek başıma ne de başkasıyla yapmak istemiyorum işte. evet bencilim... ahh burayı terk edeceğim günü iple çekiyorum! ahh sevgili... seni hayatımdan ne kadar çıkarabileceğimden bile emin değilim zira hep bileyim istiyorum seni... bu gün günlerden dokuz. bu dokuz günde dokuz kez konuştuk mu acaba? neyse. leonard cohen - everybody knows pek manidar di mi canım? =) | ||
|
|
||