|
10 Mart 2010, Çarşamba
saat: 17:06
ne hissettiğimi tam olarak idrak edemediğim bir gün. söndürülmem unutulduğu için öğle vakti bile yanan bir sokak lambası gibiyim sanki.öyle gözden kaçırılmış,unutulmuş.hüzünlü,donuk ışıltılar saçıyorum etrafa.ya da tam olarak öyle hissetmiyorum bilmiyorum.kafam karışık demiştim cümlelerımın başında. deneysel tatlar arayışındaki amatör bir aşçının her malzemeden bir ölçü katmak suretiyle benzersiz bir lezzet bulacağından emin olarak pişirmeye başladığı ve fakat sonuçta tat olarak bi b.ka benzemeyen koca bi tencere yemeğim belki de.nerden baksan müsrüflük!ziyankarlık.çöpe gideceğim aşikar. "bir çocuk, babasının olamadığı herşeydir" dedi televızyonda bi adam.iki gün önce. babamın "olamadıklarının"üstüne; kendi "olamadıklarım"ı ekleyip, çifte kavrulmuş bir hayal kırıklığı yüklediğim omuzlarım sızlıyor artık.bu farkındaliğin tatsız yıldönümü semptomları, sanırım tüm bu karmaşık duygu durum vaziyetleri. -boşver bunları çiçeaam."gidelim serv i revanım yürü Sadabad'e" desem. -"olmayacak işler peşindesiniz." derim. -geri git ne bileyim! | ||
|
|
||