11 Mart 2010, Perşembe
saat: 15:46


Nedenleri kaldırmak için çıkılmıştır yola. Nedenler kalmayana kadar yürümeli. En hafifinden nedenleriniz varsa bile mesela bir iğne- yürüyüşünüzü sekteye uğratır. Sizi kendinde bırakır. Yürüyüş sizin olmaktan çıkar. Ancak iğnenin gidebildiği kadar gidersiniz. Gövdenize yapışmış kene gibi sizi emerek büyür. Gövdenize sarılmış sarmaşıktır her neden. Dolana dolana kendi yapar sizi. Her kurtarma hamlesi sizden ona yapışan bir parçadır. Azalır gün gün nefesiniz. Her an ayık olmak gerek. Attığınız her hamlenin sizden olduğunu ve nedenin yalnız siz olduğunuzu bilmek.
…
Gök yüzü parlak. Dağların uçlarına doğru az da olsa bulut kümeleri var. İlerleyen vakitlerde tüm göğü kaplayacakmış gibi tetikteler. Suya inip kalkan sineklerin vızıltısı ve suyun değişmeyen sesi bütünlüyor manzarayı. Saçlarını ıslatıyor suyla. Saç diplerinden başlayan bir ürperti yayılıyor.
Tırnaklarına baktı. Hiç kendinin değilmiş gibi yabancı geldi. Yabancılığını hissedeceği en son şeydi tırnakları. Saçarlı demeliydi gözleri ya da elleri. Ama tırnakların yabancı gelmesinin anlamı olsa bile hangi eksik anlamı bütünlerdi ki. Yine saçmalıyorsun derlerdi. Bu halde görseydi. Her soru önüne açtığın kuyu gibidir. Düşersin sonra çıkmak için çırpınırsın… çıkışın bir sonraki kuyuya düşüşün hazırlığıdır. Tırnakları birer kuyuydu.


istanbul
hosting