|
11 Mart 2010, Perşembe
saat: 19:33
Feridun Düzağacın hep aynı şarkıyı besteliyor olması gibiyken hayat, adayla, taze bir soğuğa, biraz harekete kavuştu. Bok kokan oda ve günde 20 liralık mazot yakışımızı saymazsak, o camdan görünen, zararsız bazen sisler altında, gemiler ardında İstanbul, uzaklığıyla tam bir keyif yeri. Yani keyifsizlik yok en azından. Almanca için Aile birleşimi derslerine biraz baksam, ailem birleşecekmiş ben de kreuzbergli bir hip hopçu olacakmışım gibi geldiğinden, olabildiğince Çinliler için falan olan kurslara bakıyorum. İnternetin olmaması, mail kutuma hiç bir engel yapmıyor. İç açıcı havadisler yok, annem de hiç cevap yazamadığım ama her okuduğumda başımı yastığın altına sokup bebekli pikeme sarılarak ölmek istediğim mektuplarını göndermiyor. Düğün telaşı. Ve ben de dünyanın en işe yaramaz ablasıyım. Dün gece acilen 1 trilyona sahip olmam gerektiğini idrak ettim. Ben de olsun istedim yani. Kimde duruyorsa ben de dursun istedim, zaten yeri var hemen gidecek, hem de gülümsetecek... Ama nerde. Rüyamda bir trilyona gördüğüm en yakın şey,Cem Yılmaz oldu. O da şu göbeğine yüz boyayıp kafasını kollarını bir sarığın altına gizleyen bir haldeydi. Rüya da öyleydi, o halde olan benim herhalde, yalnız memelerim çizimlerinden daha küçük. Bugün Ajans Press isimli bir yerde, gece 12 sabah 9 çalışacak biri olarak beni uygun görmüşler ama bu işler yaş.Ben de yaşım. Çevirmenlik yapayım istiyorlar, ancak çevirilerim aşk sözleriyle sınırlı bu da ajans press için depressive olsa gerek. Ve sanıyorum bana bir trilyonu 94 senede getirebilecek bir iş-o da kendimi bir faks makinesine sıkıştırarak öldürmezsem ve yıllık izin diye bir şey kullanmazsam Ada boş, soğuk, ama yollar geniş uzun ferah.. Şimdilik hiç bir kabalıkla karşılaşmayacak kadar asosyaldik, inşallah öyle de biter. Bugün belki saksı işini almışımdır, gerçekten almak çok hoşuma gidecek, onu bırak almasam bile, almışım gibi davransa bir dönem patronlar, ben bile öyle davranırım, maksat dünyaya enerji yağsın. Belki bir deniz, kena-rı-n-da... Son yıllarda okuduğum, da değil, hatta en iyi KİTABI, DAHA ADALETLİSİ, şimdiye kadar okuduğum kadın yazarı okuyorum. İnşallah hiç bitmez. Aslı Biçem veya Biçen. İnceldiği Yerden kitabın ismi...Kadın yazar diye iyisini ayırmak saçma tabii, ama kötüsü iyice kötü olduğundan bu kadar üzerine titremem, başımızdan eksik etmesin. Tam adalık. Tam vapurluk. Oh dedirtiyor yani. Oh. Tek kötü huyu Elif Şafağı çevirmiş olması, ama belki Elif Şafakda, diğerlerinin sevdiği şeyi de böylece o kazandırmıştır. Bugün İstanbul sularındayız, yarın uzun yürüyüşler, Gail and James ve İngilizce. Ve Almanca. | ||
|
|
||