16 Mart 2010, Salı
saat: 21:47


İnsan, kundağa sarılı Tanrı'dır.Zaman, kundaktır.Kainat,kundaktır.Beden ve bedenle algılanan her şey kundaktır.Anne çok iyi bilir,kundağın bebek olmadığını.Ancak farkında değildir bebek.
Oysa insan farkındadır günbegün değişen kundağının.Bu yüzden akıp giden bilinci;bu yüzden anlayışı sislere bürünmüştür ve bu yüzden yoktur denge yaşamınd.Bu sürekli şaşırtan bir şaşırtmacadır.
Yardım ister insan.Istırap dolu haykırışları yankılanır zaman çinde.Hava, onun ağıtlarıyla ağırlaşır.Deniz tuzlanır gözyaşlarıyla.Torak,kırışır onun mezarlarıyla.Dualarıyla sağır olur semalar.Ve tüm bunlar,onun için kundak olan Ben'in anlamını bilmediği içindir,bebeğin kendiyle kundağını ayıramadığı gibi.
Ben derken insan,tutunur bir ikileme; biri kundağına,diğeri Tanrıı'nın ölümsüz benliğine.İnsan gerçekten de bölünemeyeni böler mi? Asla. Bölünemeyeni,hirbir güç bölemez, Tanrı'nın gücü bile. İnsanın cehaltidir bu bölünmeyeni hayal eden.Ve insan,henüz yeni doğmuş,Ben'ine savaş açar sonsuza dek,benliğine düşman görerek.
Bu adil olmayan savaşta,bedenini parçalar,kanını akıtır insan.Oysa Tanrı sevmektedir onu bir baba,bir ana gibi.Çünkü bilir aslında insanın,onu kendi benliğine kör eden perdeleri parçaladığını.
İnsanın kaderidir bu;savaşmak,kan akıtmakbitkin düşmek ve sonunda uyanıp Bende'ki çatlağı kendi bedeniyle onarıp kanıyla mühürlemek.
Bu yüzden, ey efendiler,uyarıldınız,hem de dikkatele uyarıldınız,Ben'i kullanırken cömert olmamanız için.Bebekle kundağın aynı olmadığını,onun bir kazan değil,elek olduğunu bildiğiniz sürece,tüm acı ve ıstırap kuluçkalarıyla birlikte ölümü seçen siz olmayacasınız....

istanbul
hosting