17 Mart 2010, Çarşamba
saat: 10:59


sevgili güllük,

eğer günleri saymaya devam ediyor olsaydım bu gün onyedinci gün olacaktı. yok benimki "gözden ırak gönülden de" durumu değil biliyorsun. benimki biraz daha "biliyordum aslında ama inkar edip kendimi kandırıyordum" durumu...
son yaşanan hazin olaylar neticesinde sevgili iç organlarımın (bknz; kalp, böbrek, ciğer, beyin, mide) aldığı kararlar doğrultusunda en azından bir süre her türlü gönül durumlarından katiyetle uzak durulacağı netleşmiştir!

aslına bakarsan bu konularda pek bir hissizleştiğimi de söyleyebilirim. yani bildiğin taştan farkım yok! ama olsun. bu da bir dönem. zaten son zamanlarda her ne oluyorsa, her ne yapıyorsam "bu da geçer, bu da bir süreç" demeçlerimden bende bıkmaya başladım ama elden ne gelir?...
salla!

iki gündür şu aptal ofisin aptal kapısından -nerdeyse- her gireni o sanıyorum. böyle içim bi hoplar gibi oluyor bi an sonra hemen geçiveriyor. bu da normal di mi? yani bu da gayet olası di mi?
neyse geçecek nasılsa...
kızgın değilim ben biliyorsun güllük. zaten ne kadar süreyle kızgın kalabiliyorum ki? ama üzgünüm. kalbim kırık. bu kadar kırılması da şaşırtıcı aslında. ama bu kırıklıklar neticesinde hayatımı daha manalı şeylerle doldurabiliyorum bak!
bu günüm, yarınım ve sonrası...
ondan bundan şundan uzak ve huzurlu...

coldplay - such a rush

"why can't you just tell me,try to get money. rush. such a rush. they all rush. such a rush...

istanbul
hosting