17 Mart 2010, Perşembe
saat: 23:47


aslında bir konu var.. hiç tartışamadığımız, hiç konuşamadığımız, tartışmayı beceremediğimiz hep birbirimizi üzdüğümüz ve pişman olduğumuz - pişman kaldığımız. bilemem. ben kendi adıma konuşuyorum tabi ki. sinirlenince, üzülünce, mutsuz olunca konuşmamanı sessiz kalmanı sevmiyorum. tıpki önünden geçen mini etekli kızları kesmen ve beni umursamaman gibi. onurumu zaman zaman değil, çoğunlukla kırman gibi. istemeden de olsa ben aynısını yaptığımda gereksiz fazla - hatta fiziksel tepkilerin gibi. neden diye sorduğumda beni azarlıyorsun. umursadığımı gösterdiğimde, iki çift laf ettiğimde, mutsuzluğunu dağıtmaya çalıştığımda suçlanıyorum. başka insanların başka olayların, başka şeylerin siniri bana patlıyor. sırf zor insanlarla diğerlerinden daha kolay anlaşıyorum diye hep zor insanları seçmem niye? nerede bütün kolay ve rahat insanlar? bilmiyorum. hiç doğru bulmuyorsun beni. hep aşağılıyorsun. senin gözünde ufacık bir çocuğum ve hiç büyümeyeceğim. ve bunun aksini kanıtlamak için elimden gelen hiçbirşey yok. birşeyler bildiğimi söylemeye çalıştığımda her zaman kafanı çevirmen niye? bilmiyorum.

konuşmamak için, tartışmamak için dudaklarımı ısırır oldum. sana karşı çıkmamak için, her zaman aynı fikirde olmak için yara bere içerisinde bırakıyorum kendimi. artık niye makyaj yapmıyorum biliyor musun? hergün her dakika ağlayabilirim. tek bir lafın, tek bir eleştirin artık o kadar canımı acıtıyor ki. bilmiyorsun. ağlayarak uykuya daldığının ertesi günü işe gittiğinde ağzımın içindeki sızlayan yaraların ne kadar acı verdiğini bilmiyorsun. bilemezsin de.

kişiliğimin bölündüğünü hissediyorum. bir parçam kendini ölesiye içkiye verip hissizleşmişken başka bir tarafımda fırtınalar kopuyor. karar veremiyorum. çok acı bu. farketmiyorsun ama yiyip bitiriyor beni bu içimdeki savaş. beni o kadar acımasız eleştiriyorsun ki sanki nefret ediyorsun. sana yetmiyorum. bırakıp gitceksin gibi hissediyorum. nefesim kesiliyor. ama kalıyorsun. hatta seviyorsun da. sadece vücudumu değil, bana sarılmayı da seviyorsun. bir cumartesi akşamı başbaşa geçirmeyi tercih ediyorsun herşeye. o zaman içimdeki tüm şüpheleri siliyorum, tek bir lafınla tek bir dokunuşunla. yeter diyorum bunlar bana. sonra herşey yeniden başlıyor. acımasız eleştiriler, hakaretler. tüm rüyalarım hayallerim uçan bir balonu vurmuşlar gibi sönüyor aniden. yine de gidemiyorum, gidemiyorsun benden. çıkaramıyorum seni içimden. sanırsam o kadar uzun süredir ordasın ki bir parçam oldun artık. koparıp atamıyorum seni. acı veriyorsun ama sanırsam bu acıyı seviyorum biraz da.



- hope u read this


 
hosting