18 Mart 2010, Cuma
saat: 23:58


İşte bazen öyle anlar geliyorki,hayattan sıkılıp ufacık girdaplara girip,farklı ütopyalarda kendi başınıza aynadaki yabancıyla çatışırken buluyosunuz kendinizi dimi.o aynadaki yabancı sizin aslınızdır aslında.

evet evet bugün bunu yaşıyorum.belkide bunu yaşamaya ihtiyacım vardı.

belkide hızlı yaşamanın verdigi bi yorgunluktur bu bilmiyorum.

bir şişe şarabı bitirdim daha şimdiden.beni sarhoş eden alkol degil beynimin içindekiler.

yabancı bir evde tek başımayım. karşımdaki perdeyi tamamen sıyırdım. yudumluyorum içkiyi kanıma karıştırıyorum sensizlikle.

bu sensizlikteki kadın kim bunu bilmiyorum.kimsin,nesin,kafamı neden bu kadar kurcalamıyosun.

yoksa umrumda olmayan bi yalan yüzündenmi böyleyim.

böyle zamanlarda nedense hep kaybettiklerim geliyor aklıma.ecelin götürdükleri.

çünkü beni en çok ve sadece onlar teselli edebiliyorlardı.

diger türlü kaybettigim insanlardan sadece 2 kişi var keşke gitmeseler dedigim
birisi özlem digeride bilgedir.
ikisiylede cok şey paylasmıştım.

hele özlemle.. her anımı bilen bi dosttu. insan ihtiyac duyuyo şimdi yanında olsun ama olmuyo işte.

hayatta bazen birşeyler ters gidiyor.

bugün neşeliydim aslında.öğlen bi kız çocuğunun gülüşüne takıldı gözlerim.

sonra koşarak dedesine koşan bi erkek çocugu.

ne yalan söyliyim kıskandım.
çok kıskandım.

bende ihtiyara böyle koşardım gönene geldiğimde
herkesten önce beni görsün isterdim.

merdivenlerde bağırırdım

-dedee ben geldiiim

-tosuuunum hoşgeldiin.

bu diyalogu asla unutamam.

ve akşam mehmete geldiğimde ben kız arkadaşımda kalıcam ev senin keyfine bak dedi.

mehmet kapıyı çekti.

o kapının kapanış sesinin arkasından hüzün çöktü üstüme.

bugün o anları hatırladım.

boğaziçiyle ilk başbaşa gecemiz bu gece.

2. şişe hazır ben hazırım. belki gözyaşlarımda hazırdır.

dedim ya iyi değilim bu gece.

bu gece tarifsizliğime içiyorum.

kadehi kendim için kırıyorum.


öyle işte.

afiyet olsun.

istanbul
hosting