|
22 Mart 2010, Pazartesi
saat: 01:49
yazsam mı yazmasam mı bilemedim. sende garip bir güç var beni kendine çekiyosun. yok bee hemen götün kalkmasın yapacak birşey bulamadım sohbet etmeye adam aramak arıyordum seni buldum. içmeden sarhoş gibiyim. bu hızla gidersem 15.000 bakımına gidicem :P dinlediğim şarkının ruhuna bürünmek çok yoruyor beni. Bazen eskileri hatırlıyorsun,bazense yeniye özlem. İlginçtir ne kadar da hastalıklı bir davranış oysa ki. Acaba bu fazlaca major parça dinleyememe rahatsızlığım koraydan mı bulaştı? Rahatsız oluyorum birşeylerden ama yapmak için çaba da sarfetmiyorum. Kendime alakasız hedefler seçiyorum. Kendi kendime birşeyler yapıyorum sonra bırakıyorum vazgeçiyorum. Tekrar deniyorum. Aynı kumsalda kumdan kaleler yapan bir çocuk gibi. "Ne kaleler kalıcı oluyor,ne de kumların bu durumdan haberi var." Eğlence arıyorum kendime resmen. Çabuk sıkılan yapımın sonucu mu acaba bu diye düşünüyorum. Kale istediğim gibi olmadığı zaman sinirleniyorum,kızıyorum. Kum benim istediğim kıvamda olunca bu zaten olur diyip hiç yeltenmiyorum. Nitekim ne elimde bir kale var,ne de benim istediğim gibi bir kum. Tutku istiyorum. Duygularımı uçta yaşıyorum ne yazık ki. Bu beni çok yıpratıyor evet ama canımın yanacağını bile bile özgürlüğü seçtim ben. Hani çıplak sırtını teninin kokusunu içine çeke çeke öpersin ya şehvetle. Onun gibi düşün. Ya da 5 liralık şampuanın kokusunu onun saçlarında dünyanın en özel parfümü sanırsın ya. Bir gülü koklar gibi saçlarını koklarsın. Hayvan gibi değil ruhuna hitap ederek öpersin onu. Bazen bir bakış en uzun sevişmeden daha yakıcı olabilir. Yorulursun ona sarılırken. O zaman benden herkese bir doz Sibelius re minor keman konçertosunun I. bölümü gelsin. | ||
|
|
||