24 Mart 2010, Çarşamba
saat: 01:19


nasıl ifrit oldum. hatunun biriyle anlaşmıştık. yurtdışında doktora yapıyormuş, hukukçu. tez aşamasında. zamanı yokmuş. teziyle ilgili önceden türkçe yazdığı metinlerini çevirecek birine ihtiyacı varmış. ama öyle sürekli bir çeviri işi de değil. ara ara. hatta tezi bitirdikten sonra proof reading'iyle beraber neredeyse bir yılı alacak bir işti. çevrilecek kısımsa yine de az buz sayılmaz. fena da olmayan bir paraya anlaştık. 20 sayfalık bir pdf dokümanı göndermişti şimdilik. birkaç gündür onunla uğraşıyordum. ama nasıl hatalar var metinde, word'den pdf'ye aktarırken olur ya bazen. orjinal metni gönder yahu, bundan hiçbir şey anlaşılmıyor diyorum, word dokümanını gönderiyor, onda da aynı sorun. çok acele yazmam gerekti, o yüzden böyle dedi, zamanım yok üzerinden geçemiyorum dedi, onu dedi bunu dedi, ben de daha fazla uzatmadım işte. ama her terimi kontrol etmem gerekiyor, bazı paragraflar var ki ne kastedildiği hakkında en ufak bir fikrim olmuyor, yeni bir alfabe keşfetmişim gibi üzerinde uğraşmam gerekiyor. bir saat bile olmadı, yine bir terime denk geldim, bir türlü bulamıyorum ingilizcesini. türkçe'de böyle kullanılıyor mu ki bu acaba, yoksa yine yazım yanlışı mı var diye google'a bakacak oldum, bana gönderdiği metnin daha uzun bir versiyonuna ulaştım. ankara üniversitesi hukuk fakültesi'nden bir hocanın makalesi. çok da berbat bir pdf dokümanı, transfer sırasında gerçekleşen bütün o saçmalıklar da anlaşılıyor böylece. oturdum kontrol ettim teker teker, iki kelime değiştir bari ulan. nasıl sinirlendim. olabilir, bir makaleden yararlanacaktır tezi için, türkçesinden kendim kasacağıma ingilizcesi daha makbül olur diye düşünmüştür, parasıyla değil mi arkadaşım, çevirttiriyordur işte. niye kendi çalışmam diyorsun. parası da iyiydi ya diye gidip geldikten sonra en sonunda dayanamadım, hiç de huyum olmadığı üzre uzunca bir mail yazdım, şöyle oldu böyle oldu, şu şu bölümler bu makaleden apartılmış, önceki şu şu mailleşmelerimizde bana gönderdiğin metinden kendi çalışman diye bahsetmiştin diye. daha ankara'ya gitmezden önce zeynep'le uzun uzun plagiarism yapanlara kafam girsin muhabbeti çevirmişken, hatunun birine çaktırmadan çalsın çırpsın diye yardım ettiğimi fark edince acayip sinirlendim işte. parmağımı sallayarak nutuk çekmeyiyse, hatunun içine böyle birşeyi sindirmesinden ziyade, ben kendimi o görüntüye sindiremediğim için yapmadım. işalah doktora sizin için teferruattır, ilerde birgün meslektaş olmayız umarım dedim sadece. salak karı. neyse. sırf söz verdiğim için çevirinin geri kalan kısmını bitireceğim bu seferlik. ama ücreti gönderdikten sonra vereceğim metni. hayır bir de hukukçusun sen. insan niyeyse etiği yalayıp yutmuş olmasını bekliyor hukukçuların, orospu çocuğu olamazlar zannediyor, ama sonra bir kemal kerinçsiz'i akla getirmek yetiyor mesela, bu kadar insanlıktan çıkmışları bile vardı di mi diye hatırlıyor.

kırk yılın başı bir iş ayarladım, hatta sırf hatunla anlaştık diye şu diğer yere başvurmadım, hepsine birden yetişemem diye, onda da böyle bir halta denk geldim. neyse. başından fark ettim en azından, en sonlara doğru ortaya çıksaydı nasıl salak hissederdim kendimi kimbilir.

istanbul
hosting