25 Mart 2010, Perşembe
saat: 19:20


içindeki hikayeyi anlattı. hiç bir ayrıntıyı atlamadan. her ağzından çıkan kelimenin ne kadar değerli olduğunu hissettire hissettire. acelesiz. emin. insana belki bin kez içinden tekrar etmiştir bu anlattıklarını daha önce diyecek kadar farkındaydı ne söylediğinin. her cümlesini yaşıyordu.
bir oyunla başlamıştı. karşılıklı apartmanlarda oturuyor olmaktan başka olağan dışı hiç bir şeyin olmadığı. çocuksu, masum. uzun günler bekleşmeyle devam etmişti. gelişleri gidişleri balkona çıkışlar. sonra çiçek koyarsın koyamazsınla başlayan iddialaşma, arkadaşın yerine gözü karalık(bazeni insan knedi içinde biriktirdiği hikayenin bile farkında olamıyor. ve bazen hikaye seni yazıyor.)...

konuştukça çoğalıyordu içinde. konuştukça yalın bir berraklık yüzünde.(oysa hiç görmedim) konuştukça ne çok yalnız olduğunu bir başka biçimde anlatıyordu.(belki de yalnız değildi.)

kısa saçlıydı o kesindi. bir de, ya yukarı bakıyordu ya yana. maviyi seviyordu sanki(ona dair bir çok şey tahminden öteye geçmeyecek.) uzun bakıyordu. telaşsız. yüzü gün orda yılda bir kez batarmış gibi acelesizdi.

çok yere aitti, ya da hiç bir yerden değildi. kelimelerden kurulmuş masaldan bir evde yaşıyordu. acıktıkça pastadan evi yemeye başlayan hansel gibi kelimelerini ara sıra ısırıyordu. yahut yakınındakilere ikram ediyordu. anlattığı hikaysi böyle bir tat bıraktı bende. hoş ama yenemeyecek kadar kurgu. yersen gerçekten büyü bozulacak, üzerinde yırtık bir urbayla uyanacaksın. üstelik mevsim kış olacak. ağzında hatırlamadığın bir tat. kalacaksın. masal öncesi neysen ona devam edeceksin.

dokunsan izin kalacakmış gibi temiz. yaklaşsan nefesin puslandıracak.


... devamı var

istanbul
hosting