25 Mart 2010, Perşembe
saat: 21:47


Ruh halimi Balat'ta ki eskimiş binaların karşılıklı duvarlarında çamaşır asılan makaradaki ipe benzetiyorum. İki yana çekiştirilip duran ama makarada hiç değişmeyen ip.
Asıyorlar üzerime güneşli günlerde tüm yüklerini. Etraf ne zaman karanlığa gömülse, yağmur yağsa, sel götürse içimdekileri kimse yok üzerimde. Tek başımayım ıslanıyorum yine..

İyilik ve kötülüğün birbirinden ayrılmadığını düşünürüm hep böyle zamanlarda.
Yer değiştirirler, değişirler ve tokuşurlar.

Hayata değerini veren ne varsa yokluktadır, yokluktan doğar.

Var-lıksa var olmanın herkes tarafından cezbedilmenin kibiriyle değerini yitirir.

Var-dır; moda dır, popüler dir.
Defalarca tecavüze uğramıştır..

Şimdi bedenimde ki organların varlığı ruhumdaki yokluğu doyurmak istiyor.

Ve var olan şunu bilmez hiç bir zaman yokluk aslında 0 -ı göstermenin ötesinde bir değer herşeyin başlangıcıdır.

Varlık hükmünü hep o sıfırdan doğarak ilan eder..

Bedenimin varlığı ruhumun yok-luğu karşısında sadece bir acizliktir..

istanbul
hosting