|
29 Mart 2010, Pazartesi
saat: 15:37
"kendi bahçesinde dal olamayanın biri girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor." genel olarak haftasonumun özeti, bilhassa dünün. gerçekten kötü geçen derin bir haftanın daha da şişirdiği yorgunluğumu dün iyice zıvanadan çıkardı işler. bir daha böyle bir insanla konuşmak dahi istemiyorum, nasıl yok edeceğim çevremden bilemiyorum. nasıl bir belaya sarmaladaım kendimi o kadar uyarıya rağmen. terör estireceğimi sezmiştim ama yorgunluk da cepheme katılınca oldukça güçlü bir mücadele sergiledim sanırım. 15 saat boyunca üretmek için ayakta kalmaya çalışmak 1,5 saatlik uykuyla. gerçi uykusuzluğumdan şikayetçi değilim sadece bedensel yorgunluk. gecelerin geri kalanı hayali anlara değiyor ve mutlu ediyor biraz... ve sanırım dün son karelerimi hallederken, kendim de malzeme olduktan sonra sonuçlarda gördüm ki yorgunluk bana gerçekten yakısıyor. yüzümde açan ifadeler bütünü, suskunluğuma temiz bir kapı aralayıp içeri buyur ediyor. tek bir söz söylemeye gerek kalmıyor böylece. dudaklarımda sözün kuruduğu yerde yüzüm ve gözlerim konuşuyor hep, bir zarif çökmüşlükle. gözler, eller ve beyin benim için oldukça değerli. gerisi hava cıva, yaşamsal fonksiyonlarının, kullanılabilirliklerinin önemi yok. böyle işte, şimdi gidip bir kahve daha koyayım. tonight, this is where we go to find out who we really are we've got nothing left to lose tonight, this is how we breathe to put some strength back in our hearts we've got nothing left to lose so we start from the dark... | ||
|
|
||