31 Mart 2010, Çarşamba
saat: 16:37


oturduğu yataktan doğruldu. önü uçsuz bucaksız denizdi. Ve pencereden içeri teklifsizce doluyordu. akşama yakın vakitlerin serinliği akasya ağaçlarında hışırdıyordu. uzakta muhtemelen ağını toplamak üzere olan bir balıkçı leke gibi duruyordu. sol omzundan başlayan bir ter bedeninden aşağı doğru yayılmıştı. hangi yanı bir nesneyle buluşsa mutlak terliyordu. yine öyle olmuştu. gök yüzünün görünen kısımlarında istenirse bir çok şeye benzetilebilecek biçimlerde bulutlar kafasını uzatmış ona bakıyordu. sanki tüm dünya varlıkları aralarından birer temsilci seçip onu gözetlemeleri için gök yüzüne göndermiş gibiydiler. uzatsa bir çoğuna dokunacak gibiydi. yatağına yanındaki masadan su dolu bardağı aldı bir dikişte içti.

oturduğu yatağa sol yanıyla uzandı. omzuna ıslak bir tutam saç değdi. ürperdi. tüm hikaye birden değişti. bedenine omzundan bir ateş dağıldı. gözleri saçın sahibinin yüzüne kilitlendi. neresinden başlamalıydı sus(a)maya

bir cümleye bir insanı sığdıramamak ne yorucuydu. yutkundu.

devam edecek.


istanbul
hosting