01 Nisan 2010, Perşembe
saat: 21:16


katzemi gördüm ya bugün, kalmadı sinir, stres...

süper tatlı bir öğle kahvaltısı ettik... nasıl bir aurası vardır bu hatunun bilmiyorum ama görür görmez geçiverdi bütün sıkıntım. oysa daha 15 dakika önce savcılıkta kayıp telefon ihbarı için sıra bekliyordum sinirli bir şekilde.

evet telefon hala yok ortalarda. tamam zaten telefon taşımaktan pek de hoşlanmıyordum itiraf ediyorum -ki telefonu orada burada unutuyor olmamın en büyük sebebi de budur zaten- ama sabah uyanır uyanmaz internetin de kesildiğini gördüğümde dünyayla olan tüm bağlantımın koptuğu endişesi kapladı tüm vücudumu.

şimdi en azından internet var evde.

babamla konuşuyordum az önce, dedi ki: "cep telefonu yokken nasıl yaşıyorsak öyle yaşayabilirsin, korkma kimse ölmedi telefonsuzluktan, zaten herhangi acil birşey olsa sülodan ulaşırız sana"

tamam mantıklı olabilir de, telefonun içindeki müzikler, fotoğaflar, videolar ne olucak? hadi onları da geçtim sim karta tek bir numara dahi kayıtlı değil hepsi telefon hafızasında. ajandada kayıtlı bir sürü randevu, doğum günü, hatırlatma vs...

ya hayatımdan teknolojiyi komple çıkarmalıyım ya da teknoloji kurbanı olmaya devam etmeliyim.

ha bir de felix hazretlerini yaklaşık yarım saat kadar okulda aradıktan sonra ümidi kesip eve döndüm. okulda kayıplara karışmak konusunda en az benim kadar yetenekli kendisi takdir ettim. tabi benim damlaya uyguladığım taktikleri uyguluyorsa bilemem. ya da burcudan kaçıyodur kim bilir :D


istanbul
hosting