|
04 Nisan 2010, Pazartesi
saat: 23:46
Hipnotize olmuş gibiyim. "Organum" dinliyorum. Sanki ayrı bir boyuta geçiriyor seni. Ya da uzayda boşlukta milyonlarca ışık yılı ötedeki yıldızlara koşuyorsun... Yolculuklardan nefret ediyorum günlük. Günün 14 saatini yolda geçirmek ne demek bilir misin? Gece gidip sarhoş gibi dolanıp,kıç kadar otobüse 56 kişi sığışıp sıkış tepiş geri dönmeyi? Bugün yemeğimi kuşlarla paylaştım günlük. Patatesimin yarısını kuşlara verdim. Bir ısırık ben aldım geri kalanını onlar yedi. Hatta bir güvercine elimle patates yedirdim. O seçlerin ödlek,nazik duruşları yok mu :) cebimdeki son kuruşu bitirene kadar patates alıp hepsini onlara vermek,onları doyurmak istedim ama ne yazık ki insan herşeyi yapamıyor hayatta. Hatta bununla da yetinmedim yol arkadaşım olan dayı uyurken gözüne güneş gelmesin diye perdeyi tuttum biliyor musun günlük? Garibim uyusun lan,uyuz oldum ama kıyamadım da. Göt kadar otobüse konserve gibi sığmışız zaten 2dk gözüne uyku girsin,ben uyuyamadım bari o uyusun dedim... Altri canti d'amor diye bir bölüm var Monteverdi'nin Madrigali guerreri et amorosi adlı eserinde. ilk bölüm. Benim böyle ciğerlerim mi çürüyor anlayamadım. Bir an kalbim yavaşladı falan sanki... Günlük ben kadere kesinlikle inanıyorum artık. Bugün ki rastlantı tamamen kaderdir. Hani Benjamin Button'da Daisy'e taksinin çarptığı sahne vardı ya. 2.5 dk kadar rastlantıların tamamını gösteriyordu. Yok öyle olsaydı yok böyle olsaydı diye,sadece ve sadece bir tanesi aksasaydı o kaza olmazdı. Herşey o kadar milimetrik ilerliyordu ki... Bugün ben aynısını yaşadım. Hele ki en sonunda oraya gitmek için verdiğim ani karar... Benim niyetim 25 dk daha bekliyim minibüse binip gitmekti. Ama aniden kalkıp oraya girmem karşılaşmamıza neden oldu :) Hüsnü amcamla karşılaştık ya... Günlük kürt kızları acaip derecede beni çekiyor. Neden bilmiyorum ama son yıllarda beğendiğim kızların isimleri nedense hep ceren,beren,berfin şeklinde...Garip? Yolda aşk tutulması diye bir film seyrettim. Fahriye Evcen ile Tolgahan Sayışman oynuyor. Fahriye Evcen nasıl birşey öyle günlük? Ben anlamadım açıkçası anlayabilen bir zat-ı muhterem bana anlatsın. Neyse o değil de hadi klişeler mlişeler cartlar curtlar falan da (bakma romantik komediden nefret ederim ama yapacak birşey yoktu,bir de kız gerçekten fazla güzel yani izlettiriyor :P) sondaki o "çok büyük totem yaptık hacı,kimse maça gitmedi" olayından sonra gidip "şimdi seni öpücem sen de uyanacaksın" diyor da kız da öpüldükten sonra böyle siyah birşeylerin içinde gözüküyor ya orada kapattım artık o sahneden sonrasını yüreğim kaldırmadı. Arka plan da o kadar uyduruk ki cüneyt arkınla yıldız savaşları serisi hissi uyandırdı bende. Bir de film izlerken kız böyle tersliyor falan ya adamı acaip sinirlendim. Ben olsam lafımı söyler çeker giderdim. Günlük fark ettim de benim hiç tahammülüm kalmamış. Başkası olsa öyle sevgilim olsun ağzıma sıçsın,istediğini söylesin diye bakar,ben kaldıramıyorum artık böyle şeyleri. Yaşımız mı geçmiş anlamadım... Ben istiyorum ki herşey karşılıklı olsun. Hani olur ya ilk defa tanışan insanlar sanki yıllardır birbirlerini tanıyotmuşçasına garip bir şekilde karşılıklı güven duyarlar,eskiden kalma yaralarının tekrar deşilmesinden korkmadan,sanki o insanı önceden tanıyormuş da ona güvenebileceğine çok eminmiş gibi hızla gelişir herşey. Bir anda birbirlerinin hayatlarının merkezine otururlar. Belki de hiç kalkmamacasına... Öyle birşey istiyorum ben... | ||
|
|
||