05 Nisan 2010, Pazartesi
saat: 10:25


gayet motive etmişken kendimi ufak tefek şeyler keyif kaçırabiliyor. çok da ufak tefek değil aslında. maalesef uzun süre sabit durumlar. sadece yarattıkları sonuçlar kısa süreli, şimdilik.

parmağım hala şiş ve iğrenç bir mor renkte. buna ek olarak dünden beri bileğim acıyor, üstüne basamıyorum. elimi ayağımı lasonil'e bulayıp yattım dün gece. bu sabah daha beter ayak.

dün, annem aracılığyla havuza ne gerek var diyen babam, bugün "kilo vermen için faydalıysa git, ne yaparsan yap ama zayıfla" dedi. demeyi de geçtim yalvardı resmen. sesi titredi hafiften.

zayıflamayı kendimden çok onun için istiyorum. kilonun yarattığı sorunlar ortaya çıkıp beni üzdükçe o, içten içe çok daha fazla üzülüyor biliyorum. beni kırması, sert konuşması, bazı durumları çat diye yüzüme çarpması hep beni düşündüğünden ama bazen zor geliyor işte kaldırmak.

durumun vahametinin farkında olsam da bazı şeyler ha diyince olmuyor. "zayıf irade" bahanemin ardına saklanmak kolay geliyor, kabul.

geçen yıl da başlamıştım yarıda kalmıştı. ondan önceki ve ondan önceki yıl da. "ben her bahar..." aşık olmuyorum maalesef, rejime başlıyorum. bu sefer son olsun diyelim.

bugün iyi bir başlangıç olsun. ibret olsun diye kilomu yazmak var buraya ama yüzüm tutmuyor o kadarına. 3 haneli olduğunu söylemem bile yeterli sanırım. ilk hedef 2 haneye düşmek olsun.

(ne zamandır dertleşme yazısı yazmıyormuşum.)

istanbul
hosting