05 Nisan 2010, Pazartesi
saat: 17:33


küçük kafam, hayatım boyunca o kadar çok kızdığım olaya tanıklık etti ki. üşenmesem üzerine kitap bile yazarım. ne var ki bu brus vilis gülümsemesiyle karşıladığım durumların en acıklıları ile ilgili bi toplama yapsam, ilk on'a bir erkek ya da kadının kullandığı güvenlik ağı olan insanlar gelir.

hani gerçek bir yakınlıktan uzak yaşanan yakınlaşmalardan bahsediyorum. hayatının belki on yılını aynı adamla/kadınla çeşitli dönemlerde çiftleşerek, ya da duruma göre tekleşerek geçirmek; dahası bunu önünde daha iyi bir seçeneğin olmadığı için yapmak, gerçek anlamıyla trajik.

hayır, belki birleşme anında böyle düşünmeyebiliriz. ben düşünmediğimi ve azami tatmini yaşamaya çabaladığımı biliyorum, ama la petite morte anında insanın üzerine yerleşen o ağır mutsuzluk ve huzursuzluğun yardımıyla bu tür düşüncelere sahip olduğumun da, istemediğim bir düzeyde de olsa farkındayım.

sanırım yaşanılan şeyler, paylaşılan hisler ne kadar gerçekliğe yakınsa, tekrar karşılaşıp da sevişme şansınız o kadar azalıyor. bazı şeyler hayatta bir kere yaşanılacak kadar güzel ve bir kere dayanılacak kadar zor oluyor.

yine de, ben kimim ki kendi adapte olamadığım durumların doğru olduğunu iddaa edeyim?

bir insanın ölmeden önce kurduğu en güzel cümlenin bu olabileceğine gönülden inanıyorum:

"sometimes when you're doing simple things around the house, maybe you'll think of me and smile"

inanmak güzeldir.

istanbul
hosting