|
06 Nisan 2010, Salı
saat: 00:24
Kendimi önce yerli malı isimli yerli diziyi seyrederken sonra da, biraz beat kuşağı kitapları okumamında ardından, bir şevroleye veya cadillaca binmiş, 180 Neal'le giderken Dizinin yapımcılarına bir mail yazarken buldum. İki yıldır posta kutumda bulduğum tek şey, bugün gelen, one.com size mail attık aradık, ödeyin şu borcunuzu demesi. Öyle bir şey yok ki? Varsa da internet üzerinden bir takım adamlar nasıl yadigar sokakta gelir de beni bulur. Bugün, Almanyadaki şirketlere, prepositionları öğrendiğim için gelen bir özgüvenle iş başvuruları yaptım. Yarın fay hatlarım kırılsa ve kendimi ortadan ikiye bölünmüş bulsam, Kafka olmam, deniz kenarlarındaki boynu basma çiçekli havai kadını olur muydum. Hüsnü Şenlendirici. Zalim gecelerin en yaın arkadaşı on kadın-bir porno çağrışımı yapsa da muhafazakar NTV de bir program. Orada mesela Gönül Yazar... Ve bazen Oya başarın yaptığı tuluat veya 80'ler taşra dipsiz esprileri karşısında bir afallamaya bile fırsat vermeden her cümlesini bir şekilde kendine bağlayan Gönül Yazar. Japonlara büyük bir hayranlık duyan ve şahsımca son hamlelerine kadar oranın en şahsıra münhasır fakat tam olarak ne ne yaptığını ne de ne konuştuğunu biliyorum. Son yılların en muhafazakar başka bir ismi ise, beklendiği gib bir model. Sürekli sorulan sorulardan önce 20 dakika düşünerek, olabilecek en az komplike en suya sabuna dokunmayan en hakkındaki herşeyi reddedercesine bir ahlaka körü körüne bağlanan ve konuşmalarını başbakanımız çok meşgul biliyorum ama burdan bunu halledeceğine inanıyorum diyerek topu başbakanımıza atan bir model. Fight Club'ı yeni gençliğimde izlemeseydim keşke erkenden önlemle kozmetiğe verecektim kendimi. Şimdi asıl onun yalan kozmetiğin gerçek olduğunu anlıyorum. Hükümetler muhalefetlerini üretiyor. Bizim ülke hariç. Bir imza alma, yok olmadı, eyvah bu da mı atmış, sen sen daksil var mı? İmzayı sil..Falan gibi anayasal tırsmalar olmuş ben yokken, siyasi bilgim içinde ne yazık ki obezizimle meşgulum yoksa ziyadesiyle irdelerdim. Tekel işçilerini belgesel olarak da görmek isterim. Bir de konuşmazsak Çatlarız var, ben amerikancıyım diyen ama Vana da arada gidip yüzen bir kadın, kaşları bu kadar kalkık olmasa bambaşka biri olurmuş gibi. Ona takılıyorum. Yine de Türk Malındaki hayal kırıklıklarım neticesinde, hüznüm benimle birlikte. Maili de beni yaraladınız diye bitirdikten sonra Ceylan demem sanki şimdi biraz yakışıksız geldi. | ||
|
|
||