|
07 Nisan 2010, Çarşamba
saat: 12:35
londra notları 1: daha da geç olmadan, aklımdakiler tamamen flulaşmadan yazayım gezdiğim yerleri. tam olarak kronolojik sıra olmayacak maalesef. -gittiğim gün otelde buluştuk m.'la, oda işini halledip çıktık. akşam bana bricklane'de salt beef yedirdi. pişmemiş gibi pembe gözüken ama aslında mis gibi olmuş güzelim eti içindeki korkunç acı hardal yüzünden zar zor yedim, yarısını yine m. yedi zaten. orası böyle nasıl desem cihangirimsi bi yer. antikacılar, ikinci el kıyafetçiler falan var. eskiden hafif varoşken birden dönüşmüş, alternatif gençliğin mekanı haline gelmiş. bir de aramadığınız kadar hint lokantası var. hepsi de yılın en iyisi seçilmiş. bizim daha sonra gittiğimiz 2009'un en iyisiydi. en günceli yani aha :) orada da gayet güzel bir yemek yedik, bir de "lassi" diye bir şey içtim aynı bizim ayran ! güzel geldi resmen. tokken o kokular hiç çekilmiyor ama belirtmem lazım. neyse, yemek sonrası nehrin diğer yakasındaki bir başka varoş semtimiz olan brixton'a geçtik. burası da zenci ağırlıklı bi yerleşim. orada alabama 3 konseri var diye bir heyecan koştuk gittik. bomboş bir bar bulduk, sonra bi baktık bi kapının ardında konser mekanı. gel gör ki biraz da kendi hatamız yüzünden abuk bir konser çıktı. alabama 3 "presents" kısmını gözden kaçırdığımızdan dünyanın en baygın konserinde bulduk kendimizi. azıcık kafa çekip mis gibi yataklarımıza doğru yola koyulduk. - trafalgar meydanı ve national portrait gallery : ilk gün çevre tanıma turu m.'ın sayesinde iyi geçti. cumartesi günü tam bir turist kalabalığı içinde gezdik. ertesi gün st. patrick's day kutlamaları yapılacağı için meydanda hazırlıklar yapılıyordu, onun için tam olarak göremedim ilkinde. müze ise oldukça güzeldi. çılgınca ingiltere tarihi okuduğundan m.'ın rehberliği çok işe yaradı. kraliçelerin çoğunun oldukça çirkin olduklarını söylemiş miydim? :) çıkışta müzenin süper cafesinde keyif yaptık. o günün devamında ne yaptığımızdan emin değilim ama sanırım camden'a gittik. çarşı pazar gezdik bol bol. kendime baykuşlu ıvır zıvır buldum. sonra kitabımızdan bulduğumuz gastropubın arayışına girdik, bulduk ama yemek servisi başlamamıştı, sinir olduk başka yer aradık, orası da hoşumuza gitmedi, sonra ne yaptık hatırlamıyorum, ben onu azadedip kendimi oxford circus'a attım sanırım. oradan soho ve chinatown gezmesi! - pazar günü m. bey kendini çılgınca formula 1 izlemeye şartladığından aç bi ilaç yarışları gösteren bir yer bulmak için koşturduk. sonunda güzel bir yer bulduk, o izlerken ben kahve içip st. patrick's day kutlamalarını izledim. şans eseri denk geldim, yürüyüşün orada yapıldığını bilmiyordum, güzel oldu. irlanda'ya geçmiş kadar oldum sanırım. - formula 1 sonrası çılgınca yürüyüş, benim yüksekliğinden tırsmam ve yorgun ayaklarım nedeniyle sadece alttan baktığım galata kulesi muadili "monument", st. paul katedrali önünde resim çekilmece, bomboş "the city" sokakları, m.'ın en sevdiği bina "bank of england", thames kıyısında gezinti ve ardından tower of london: bir kraliçe için oldukça mütevazi bir konut olsa da orada gerçekleşen olaylar hayli dikkat çekici. bol miktarda kelle uçurmacanın yaşandığı alan ile tutsakların kapatıldığı kule burada bulunuyor. lady jane grey'in duvara kazıdığı adını görmek mümkün. duvarlardaki isimler çok güzel işlenmiş, orada bile abuk bir kültür karşılaştırması yapmadan edemedik maalesef :) şansımıza rehberli tura denk geldik, beefeaterımız anlattı bize her şeyi. ünlü kuzgunları da gördüm ayrıca :) kapalı metro istasyonu nedeniyle yine yürüyüş, meslek icabı görülmesi şart simge binalarımız "the gherkin" ve "lloyd's" ardından "Sunday roast" ve ale :) mutlu son! | ||
|
|
||