08 Nisan 2010, Perşembe
saat: 13:40


yollarım hep aynı çıkmazlarda son buluyor, geri dönüşleri kayıp. çekin gölgenizi, gözlerinizi üzerimden diye suskun suskun çığlık atıyorum ama faydası yok.
ne ben sizin gibi olabilirim, ne siz benim gibi.
dokunmayın aklıma, ruhuma, yüreğime. izleri yüzümde kalıyor. bedenim uzaklaşmış orada duruyor yorgun.
kırgınlığım herkesi fotoğraflayıp duvarına asmış, kara listesi. sürekli gözlerinin önünde.

10 sene önceki fotoğrafımı gördüm geçen gün, b. nın yolladığı. ne kadar güzelmişim ve ne kadar içtenmiş tebessümler. kalmadı hiç eser.
ah benim bu gözü karalığım, deliliğim..

nelerimi çaldınız, ne hallere getirdiniz beni.
yine de bu huzursuzluk denizinde çırpınmaya devam ediyorum bütün incinmişliğim ve yorgunlugumla.
son dönemlerde hiçbir şey yolunda gitmemesine rağmen, bu ara sevinebildiğim tek şey en sevdiğim dostumun istanbul a yerleşiyor olması. yarın sonunda yüzünü göreceğim. o kadar açım ki yılların biriktirdiklerini beraber paylaşıp yiyeceğiz.


bu gidişle ilk hastası da ben olacağım sanırım istanbul'da. düşündükçe gülüyorum bu duruma.
gülerek ağlıyor, ağlayarak gülüyorum halime.

neyse.

dredg çalsın, kadehteki anıları tazeleyelim.


...

gitmem gerek artık.

doğduğumda ölüyüm sanmışlar, ağlamıyorum diye..sessizce çıkmışım, ağzım gözüm mühürlü. doktorun ardı arkası kesilmeden popoma attığı tokatlarla acıdan ağlamışım, zorla nefes aldırmışlar.
ki doğmamakta da ısrar etmişim, suyu çoktan gelmiş gitmiş anneye bütün bir gün boyunca acı çektirip.

asıl yaşamakla ölüyüm, şimdi hepsi intikamını alıyor benden.

ben ne yapmışım ki...
istememişim işte yaşamak, zorlamışsınız.

istanbul
hosting