08 Nisan 2010, Perşembe
saat: 18:00


Marakeste gunesli bir sabah,
sokaktan gelen cocuk sesleri ile uyaniyoruz.
Saat henuz 9.
Ev sahibi terastan sesleniyor,
Bonjour,
Terasta bizi bekleyen enfes gozlemeler
ve nane cayi.
cok sekerli bir tadi var nane cayinin burada,
nane yapraklarinin uzerine kesme sekeri koyarak
bekletiyorlar, sonrasinda da sicak su dokerek
ikram ediyorlar,
ictikce iciyoruz,
nane cayinin uyusturucu etkisine kapiliyoruz,
yine!
ve bu nanelerden ne mojito yapilirdi simdi diyerekten ic cekiyoruz.
Evin kapisindan adimimizi atar atmaz
surukleniyoruz, yine!
4. gunumuz ama hala ayni saskinlik
devam ediyor.
djemaa el fna meydaninda kaval sesinden buyulenmis yilanlardan bir farkimiz yok.
tef ve davul sesleri, fransizca, arapca, isportacilarin bagrislari...
kafamizda bir marakes ezgisi olusuyor medina sokaklarinda yurudukce.

Camileri gezmeye karar veriyoruz,
buldugumuz ilk caminin girisinde
durduruyorlar beni,
- seuls musulmans!
sadece muslumanlar.
Turistleri gorur gormez hemen Fransizca konusmaya basliyor halk.
Muslumanim diyorum ama Arapca konusmadigim icin inandiramiyorum kapidakileri.
Aklima bildigim dualari siralamak geliyor,
Abdullah Gul'un Kongo ziyareti sirasinda gittigi Turk okullarinda,
istiklal marsini ezbere okuyan Afrikali cocuklar gibi,
ben de dikilip karsilarina dua okuyorum
ve geciyorum sinavi.
Ayni zamanda kendi sabir sinavimi da...
Boynumdaki sali basima geciriyorum ve
oylece bakiyorum yine insanlara,
baslarini goge cevirmis dua ediyorlar,
sonra gezdigim kiliseleri dusunuyorum,
tanistigim yahudileri, budistleri, bahaileri...
herkes ayni gokyuzune bakiyor.
Gandhi'nin bir sorusu takiliyor aklima,
Dinler aynı noktada birleşen farklı yollardır.
Aynı amaca ulaşacak olduktan sonra ayrı yollar seçmemizin ne önemi olabilir?

Demistim ya Marakes Tanri'nin ulkesi demekmis,
demistim ya burada zaman gecmiyor diye,
demistim ya burada dusunecek cok zaman var.
Kavalin sesini duyamayan yilanlarin telasina kapiliyoruz durdukca.
Camiden ayrilip, meydana geri donuyoruz.
goz goze geldigimiz her insan basliyor, yine!
Olà, ciao, hello, salut, merhaba, selaminaleykum, hallo, hej, ahoj, szia...
babil kulesi bu olmali.
Ayni dili konustugum sevgilimin elini tutuyorum siki siki,
ben sussam da insanlar beni anlasa keske der hasan her zaman,
susuyoruz ve
huzurla terasimiza donuyoruz,
gokyuzunu seyre dalmaya.
yine!

istanbul
hosting