08 Nisan 2010, Perşembe
saat: 22:13


içimden 'bugün harika bir gündü' demek geliyor. ama diyemiyorum. neden? çünkü günün bitmesine henüz üç saat var. böyle de gerzekçe bir haksızlık algısı bendeki de. zorladım, elim gitmedi. günün geride bıraktığım kısmı harikaydı diyeyim o zaman. önce adamın biri 22 yaşında olduğumu zannetti, ben de gülüp neredeyse 27 diyince, hiç göstermediğimi söyledi. biraz daha geniş kapsamlı anlatacak olursam, adam diye anlattığım güzellik merkezlerinin broşürlerini dağıtan genç bir oğlandı. iki gün önce de kendisiyle denk gelmiştik. ben zaten yeterince geç kaldım diye koşar adım taksim dolmuşlarına gidiyordum, o da aramızda daha on metre varken elindeki broşürü hafifçe ileriye uzatmış, gözlerini de bana dikmiş, daha da yaklaşmamı bekliyordu. broşürü aldım, ama geç kalmak ve öküz olmak arasında bir tercih yaparak, adamı arkamda 'hanfendi hediye çeki vericem daha! hanfendi!' diye seslenirken bıraktım. bugün yine gördüm kendisini, "geçen gün de denk gelmiştik ehehe" diye yanaşınca adam, benim de bu sefer acelem olmayınca, kaderime razı oldum artık napayım. ama kaderimde abuk sesler çıkararak 'aha aha ay teşekkür ederim' derken saçlarımı aşırtmak varmış meğerse. evet. sanırım günün en güzel kısmı buymuş, bu kadar detaylı anlatabildiğime göre. neyse. sonracıma, öğleden sonra telefon geldi. başladığım kitabı benim bitirmemi istiyorlarmış, parası da harika. telefonda konuştuğum hatun da süperdi, yardımcı olur diye bir sürü doküman gönderdi. beni aradığında sözleşmeyi hazırlıyormuş, birkaç güne kargoya verirmiş. ben de bunu fırsat bilip, şu dergi için yazı yazmamı teklif eden adama mail attım, iş onun sayesinde oldu çünkü. bu arada, adam yazıyı beğenmişti, derginin her ayki sayısı için 4-5 yazı yazabileceğimi söylemişti, ama bir daha sesi çıkmamıştı. işi bana verdiler, aracı olduğunuz için teşekkür ederim yazdım. sonra da lafı 'başka yazı vermeyecek misiniz'e ve 'telifi ne zaman ödersiniz'e getirdim. ama bunu bin bir laf cambazlığı yaparak, araya birkaç komiklik ekleyip kibarlıktan ölerek yapmıştım. adam da bu dergi için başka yazıya ihtiyaç olmadığını, ama heyecanımın ve mütevaziliğimin eski çağ akademisyenlerine benzediğini, bunun için de derginin bu sayısına koymak üzere bana iki sayfalık bir çeviri metni göndereceğini, ama ücretlendirmeyi çeviriye göre değil telife göre ayarlayıp bana bir güzellik yapacağını söyledi. paranın hesabıma geçmesine daha zaman varmış, önce derginin çıkması gerekiyormuş. ama olsun. hissediyorum, bir ay falan içinde benim de param olacak artık. valla bak.

istanbul
hosting